Tevhid

Hz. İbrahim'in dinine , İsrailoğulları'nı ,Hristiyanları ve Müşrikleri davet eden peygamber : Hz. Muhammed .Kendinden önceki Tevrat ve İncil'i tasdik eden ve doğrulayan kitab Kur'an.

Bize anlatılmayan gerçek: Tüm video sadece Kur'an ayetlerinden oluşur, her satırda ayet adı ve numarası yazmaktadır. Herhangi bir görüş,açıklama veya yorum içermez. Tarihsel yaşanmışlık sıralamasına düzenlenmiştir.

Hz.İbrahim'in dinine davet / Hz. Muhammed


Tek Tanrılı Dinler Hatası!!!

Kur'anı ayet meailinde yapılan hata ile Yahudi , Hristiyan ve Müslümanlar arasında yanlış anlaşıma olmuş. Bakara 136 ve Ali-imran 84 de olan ayetleri tek okuduğunda , Biz Allah'ın bize indirdiğine ve diğer pergamberlerin kendi tanrılarından indirilenlere de inandık gibi bir anlam çıkmış ,onun için tek tanrılı dinler diye tabir kullanılıyor.

Oysa tüm kuran bütün peygamberlerin ve ayetleri gönderen Allah'tır. Cevap olarak Ankebut 46-47 , Ali-imran 33-34 , Bakara 87 , Casiye 16 yeterli olacaktır. Bunu teyid eden yüzlerce ayet sıralayabilirim.

  • Bakara 136 “Biz Allah’a ve bize indirilene; kezâ İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kūb ve torunlarına indirilenlere; yine Mûsâ ve Îsâ’ya verilenlere ve bütün peygamberlere rableri tarafından gönderilenlere inandık. Onlar arasında ayırım yapmayız; biz O’na teslim olmuşuzdur” deyin.
  • Ali İmran 84 De ki: “Biz Allah’a ve bize indirilene; kezâ İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kūb ve torunlarına indirilenlere; yine Mûsâ, Îsâ ve bütün peygamberlere rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onlar arasında ayırım yapmayız ve biz O’na teslim olmuşuzdur.”
  • Gerçeği bu değil, Bütün Kur'an ve Ayetler Allah'ın tek olduğu ve bütün peygamber ve kitapların Alemlerin Rabbi Allah, tarafından gönderildiğini anlatmakta.

    İsra 110 De ki: “İster Allah diyerek, ister Rahmân diyerek yakarın; hangisiyle yakarsanız olur, çünkü bütün güzel isimler O’na mahsustur.”
  • Gerçeği:

    Ankebut 46 :

    İçlerinden haksızlığa sapanlar dışında Ehl-i kitap’la mücadelenizi sadece en güzel yolla sürdürün ve deyin ki: “Bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim tanrımız da sizin tanrınız da birdir. Biz O’na teslim olmuşuzdur.”
  • Ankebut 47 :

    İşte biz kitabı sana böyle indiriyoruz. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler, şunlardan da (müşrikler) ona inananlar var. Âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
  • Ali-imran 33-34 :

    ﴾33-34﴿Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesini ve İmrân ailesini seçip âlemlere (bütün yaratılmışlara) üstün kıldı. Allah hakkıyla işitmekte ve bilmektedir.
  • Bakara ﴾87﴿:

    Andolsun biz Mûsâ’ya kitabı verdik. Ondan sonra da ardarda peygamberler gönderdik. Meryem Oğlu Îsâ’ya da açık kanıtlar verdik ve onu Rûhulkudüs ile destekledik
  • Casiye ﴾16﴿:

    A﴾16﴿ Biz, şüphesiz İsrâiloğulları’na da kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları güzel şeylerle rızıklandırdık ve kendilerini diğer topluluklardan üstün kıldık.

Kuran'ın ana özeti

Temel olarak, Yüce Allah, Hz. Adem’den Hz. Nuh’a kadar olan tüm kavimlerin helak olduğunu, Hz. Nuh’tan yeni bir kavim çıkardığını, Hz. Nuh’un milleti yeryüzünde yayılıp genişledikten sonra,

  • 1.Hz. Hud u Ad Kavimin gönderdiğini, ancak peygamberlerine inanmadıkları için kavmin helak olduğunu
  • 2.Hz. Salih ‘i Semud gönderdiğini, ancak peygamberlerine inanmadıkları için kavmin helak olduğunu
  • 3.Hz. Lut , Lut Kavimin gönderdiğini, ancak peygamberlerine inanmadıkları için kavmin helak olduğunu
  • 4.Hz. Şuayb , Kavimin gönderdiğini, ancak peygamberlerine inanmadıkları için kavmin helak olduğunu


Bu gruptan helak olmaya sadece Hz. İbrahim’in ki

Yüce Allah , İbrahim’e sorgulama yeteneği vermeseydik oda sorgulamayacağını belirterek ; Hz. Nuh’tan tek kalanın Hz. İbrahim olduğunu belirmiş ve sorgulayarak Alemlerin Rabbini bulan , Alemlerin Rabbini bulduğu için putları yıkan , Putları yıktığı için ateşe atılan, ateşe atıldığında teslim ol İbrahim dediğimizde teslim oldum diyen Hz. İbrahim’in , putperestlerden uzaklaşarak , çölün ortasında, ne bir insan, ne bir suyun , olmadığı yerde oğlu İsmail ile

  • Kabe’yi inşa eden Hz. İbrahim,
  • ilk namaz kılan Hz. İbrahim,
  • ilk tavaf eden Hz. İbrahim,
  • ilk Kurbanı kesen ve İnsanları Hacca davet eden Hz. İbrahim

Bakara 124,125,126,127,128,129,130,131,132,133.veya Hac 26,27,28,29

Ayetlerde açıklanmıştır.
Hz. İbrahim’in iki oğlu var
birisi Hz. İsmail diğeri, Hz. İshak (Biz İbrahim’e İshak’ı ve Yakup’u Bağışladık Enbiya 72)
Hz. Yakup’un 7 çocuğu var

Bunlardan bir grupta Hz. Musa ve Hz. Harun var, birisinde Hz. Yusuf, birinde Hz. Yunus, birinde Hz. Zülküf , Hz. İlyas, Hz. Eyüp,

Birisinde Hz. Davud (Biz Davut’a Zebur verdik İsra 55.), Hz. Süleyman, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, Hz. Meryem ve Hz. İsa var.

Temel olarak Hz. İshak gurubunda, İsrail oğullarından Hz. İsa’ya tabi olanlar , arasında bir anlaşmazlık olduğu, İsrail oğulları Alemlerin Rabbine, şirk koştuğu düşündükleri için Hz. İsa’yı çarmığa gerdiğini, Diğer taraf tada Hz. İsa’ya tabi olanların, İsrail oğullarının tek Havarinin sözüne inanarak hata yaptıklarını söyleyen Hristiyanlar var

ve Yüce Allah kuranda Ehli Kitabın bu anlaşmazlığa bir son vermesi gerektiğini,
Yüce Allah’ın Kuran’da belirtiği, sakın size uyarmak için gönderdiğimiz peygambere, meleğe, ruha olan samimiyetiniz, Rabbine secdenin önüne geçmesin, eğer geçerse bilin ki o yolun tepesinde şeytan oturuyor. Sakın o çok aldatıcı şeytan size yaptığınızı süslü göstererek sizi Rabbinizin yolundan alı koymasın diye anlatılıyor.ve Şu an Hz. İbrahim’in torunları birbirine düşman ve herkes yaptığının en samimi olduğunu düşünüyor.

Sure Adı Ayet
Yusuf﴾2﴿ Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.
Meryem﴾97﴿ Biz Kur’an’ı senin dilinle kolay anlaşılır kıldık ki günahtan sakınanları onunla müjdeleyesin ve inatla direnenleri de onunla uyarasın!
Sâd﴾29﴿ Bu bir mübarek kitaptır ki onu sana, insanlar âyetleri üzerinde iyice düşünsünler, akıl iz‘an sahipleri ondan dersler, öğütler alsınlar diye indirdik.
Fussilet﴾44﴿ Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Âyetlerinin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap, öyle mi!” De ki: “O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.”
Zuhruf﴾3﴿ Anlayıp düşünesiniz diye onu Arapça Kur’an olarak indirdik.
Duhân﴾58﴿ Anlayıp düşünsünler diye Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık.
Câsiye﴾20﴿ Bu kitap, insanların aklını aydınlatan ışık, inananlar için bir kılavuz, bir rahmettir.
Muhammed﴾24﴿ Kur’an’ı okuyup düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?
Kamer﴾17﴿ Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?
Kamer﴾22﴿ Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?
Kamer﴾32﴿ Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?
Kamer﴾40﴿ Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?
Enfâl﴾21﴿ Duymadıkları halde “duyduk” diyenler gibi de olmayın.
Enfâl﴾22﴿ Allah katında canlıların en aşağı derecede olanları, sağır, dilsiz ve düşünemez olanlarıdır.
Cuma﴾5﴿ Tevrat’la yükümlü tutulup da onun hakkını vermeyenlerin durumu, koca koca kitaplar taşıyan merkebin durumuna benzer. Allah’ın âyetlerini yalan sayan kavmin misali ne kötü! Allah zalimler topluluğunu doğru yola çıkarmaz.
İbrahim﴾4﴿ İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açık açık anlatsın; bundan sonra Allah dilediğini sapkınlık içerisinde bırakır, dilediğini de doğru yola iletir. O, güçlüdür, hikmet sahibidir.
Nûr﴾1﴿ Bu, âyetlerini kesin olarak belirleyip indirdiğimiz bir sûredir. Düşünesiniz diye onun içinde apaçık âyetler gönderdik.

Namaz & Huşu / Allah'ı düşünerek namaz kılma

Dosdoğru Namaz Kılmak ve Vesveseye Karşı Koymak için

  • 1.Namaz Aklın secdesidir, bedenin değil, Namaz kılarken Alemlerin Rabbini düşünmen gerekiyor, ezberden ezberlediğin ayeti okumak ibadet değil.
  • 2.Bizim beynimiz türkçe komut ile çalışır arapça değil,Meailini bilsen bile türkçesini çağırmadan, tercümesini yapmadan , Allah'ı düşünemezsin .(Düşündüm diyen yalan söylüyordur,Ok atan bir kişi bile aynı noktaya on saniyeden fazla odaklanamaz iken , bilmediğin bir kelimede namaz boyunca Allah'ı düşünme olasılığı insan isen mümkün değil...)
  • 3. İnsan'da vesvese mekanizması var, vesvese, namazda aklını Allah'ı düşünmekten alıkoyan her düşünce, çok iyi bir fikir, çocuğunun durumu, kapı çalındıysa kimin çaldığı gibi, aklını Allah'ı düşünmekten alı koyacak herşey. Eğer bu bende yok diyorsanız, siz insan değilsiniz, çünkü bu bütün insanların yaradılış fıtratı.

Hadislerin %80 kayıp / Hadislere sahip çık Tümüne

Peygamberimizin birinci sözlerinin tamamını okumadan ,ikinci sözlerinin eksikliğini nasıl görebilirsin ki!!!

Peygamberlerimizin sözlerine sahip çıkalım, Kuranda Hz. İbrahim'in dinine Ehli Kitab-ı (İsrailoğlu ve Hristiyanları) davet ile ilgili 4000 den fazla ayet var , aşağıda sıralı olarak listeledim , ama hadis kitapları bize bunların dışındaki hadisleri okuyorlar, Peygamberimizin sözlerinin %80'i kayıp.Nerede gerçek hadisler.

Ana dili arapça olmayan / ülkelerdeki sorun

Anlamadan ibadet etmenin sevap olduğunu düşünmek!!!

Ana dili Arapça olmayan müslümanlar,

  • 1.Ezberden arapça , anlamının bilmeden ayeti okumayı samimiyet ve ibadet zannederek namaz kılıyoruz, tamamen yanlış.
  • 2.Kuranı anlamadan okumanın sevap olduğunu zannediyoruz, Allah ise bu şekilde ibadet eden kulların en değersiz canlılar olduğunu ve eşeğn sırtında kitap taşımayla eşdeğer olduğunu söylüyor.
  • 3.Dinimizin Hz. İbrahim dini olduğunun farkında bile değiliz.
  • 4.Bizim kitabımızın tek doğru kitap olduğunu onun haricindeki kitapların değiştirilmiş olduğunu zannediyoruz,tamamen yanlış.
  • 5.Tüm peygamberlerin Allah’ın peygamberi ama sadece son peygamber Hz. Muhammed'in ümmetinin cennete gireceğini , diğerlerinin cehenneme gideceğini zannediyoruz.Sonuç olarak okudum diyenlerin okumamasından kaynaklı , kandırışmış milletiz.

Kitap okuma alışkanlığımız olmadığı için izlediğimiz çağrı filmi ve eksik olan hadis kitapları üzerinden dini bilgileri öğrenmişiz

Bu sebepten dolayı kimse sorguluyamıyor.

Birisi Hadis okuyalım dediğinde Hz. İbrahim ile ve Ehli Kitap ile ilgili hadisleri açarmısın önce oradan başlayalım diye sor, sonra deki Kur'anın %80 i bunu anlatmış sadece 3-5 hadis mi var !!!!! Hani hadis Ayetlerin açıklaması idi!!! Hadis olmaz ise Kur'anı anlayamayız diye birsavunma mantığı var, Ozaman söylermisiniz, Kur'anın yüzde %80 i Ehli Kitaba davet ile alakalı , peki ozaman nerede ehli kitap ile alakalı hadisler, 3000 in üzerinde Hz.Nuh , Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Davut, Hz. Süleyman, Hz. Yusuf, Hz. Yunus, Hz. Zekeriya ,Hz. Yahya, Hz. Meryem, Hz. Hud, Hz. Salih , Hz. Şuayb, Hz. Lut hakkında ve Hz. İbrahim Hakkında ayet var , Kur'anın %80 i bunlar ile alakalı peki niye hadis kitapları hep araplar ile alakalı ??? Nerede Hz. İbrahim'in dinine davet ile ilgili hadisler, 3 ,5 adet!!! Hiç olur mu?Kuran okumadan hadislerin eksik olduğunu nereden anlaya birisin ki?

Çağrı filmi ile büyüyen nesil: Film çok güzel ,tüm dini özelliklere dikkat edilerek yapımış, Biz bu filim ile büyüdük,Hz. Muhammed'in yüzü gösterilmemiş ve anlatım çok iyi, konu ise, Kabede putperestler var, Hz. Muhammed geldi, Kabeden putperestleri attı, ve zafer bizim, Hz. İbrahim'in dine davet yok,Niye Kabe, yok, kabeyi inşa eden yok, İsrailoğluna tebliğ yok, Hristiyana tebliğ yok onun için filmi izliyenler, Hz. İbrahim'in ibadetlerini Hz.Muhammedi'in ibadeti zannediyor.Onun için Kur'anı ana dilinde okuyan da okumayanda bu bilgilerin farkında değil.

Ana dili arapça olan ülkelerdeki sorun

Kuran arapçası ile konuşulan arpça farklı

  • 1.si Kuran arapçası ile konuşulan arpça farklı
  • 2.si Kuranı kendi dilinde okuyanlar, ayetlerin Tarihsel yaşanmışlık sıralaması ile değil, şuaanki sıralaması ile okuduğu için dinimizin Hz. İbrahim’in dini olduğunun farkında değil.

Örneğin Hz. Muhammed’e Hz. İbrahim’in dinine uy vahyini görmen için Nahl (120,121,122,123) ayetine gelene kadar, Kuranın yarısını okuman lazım ve bu konuya gelene kadar çok farklı konular var, onun için kimse farkında değil.Bu çalışmamda ben bu bilgilere 10+ defadan fazla tam mealini okuduktan sonra ulaştım. Onun için okumak yerine okuduğunu söylen insanların peşine gitmişiz. Sonuç olaraka ,izlediğimiz Çağrı filme ve eksik olan Hadisler ile dinimizi öğrendiğimiz için , kısaca bizi kandırmışlar...

Hz. İbrahim'in Dinine Davet Kuran'daki İslam

"
Sure Adı Peygamber Ayet
Alakİnsan﴾1﴿ Yaratan rabbinin adıyla oku!"
Alakİnsan﴾2﴿ O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır."
Alakİnsan﴾3-5﴿ Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir."
Mü'minûnİnsan﴾12﴿ Gerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz;"
Mü'minûnİnsan﴾13﴿ Sonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getiriyoruz."
Mü'minûnİnsan﴾14﴿ Ardından nutfeyi (döllenmiş yumurta) alakaya (rahimde asılıp beslenen embriyo) çeviriyor, alakayı şekilsiz et (görünümünde) yapıyor, bu etten kemikler yaratıyor, daha sonra da kemiklere adale giydiriyoruz; nihayet onu bambaşka bir varlık halinde inşa ediyoruz. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir."
Mü'minûnİnsan﴾15﴿ Sonra siz bunun ardından mutlaka öleceksiniz."
Mü'minûnİnsan﴾16﴿ Sonra da kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz."
Mü'minûn7 Gök - Yer -Arş﴾17﴿ Andolsun biz üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratılanlardan habersiz değiliz."
Hadîd7 Gök - Yer -Arş﴾4﴿ Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden O’dur. Toprağa giren ve ondan çıkan, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir."
Fussilet7 Gök - Yer -Arş﴾9﴿ De ki: “Arzı iki günde yaratanı inkâr edip O’na başkalarını ortak mı koşuyorsunuz? O yaratıcı ve âlemlerin rabbi olan Allah’tır.”"
Fussilet7 Gök - Yer -Arş﴾10﴿ Arz üzerinde sarsılmaz dağlar oturttu, orayı bereketli hale getirdi; gerekli besinlerini orada -bunlara ihtiyacı olan varlıklar için eşit derecede olmak üzere- uygun ölçülerle yarattı. (Bütün bunlar) dört günde oldu."
Fussilet7 Gök - Yer -Arş﴾11﴿ Dahası O, duman halinde olan semaya iradesini yöneltti; ardından ona ve arza, “İsteyerek veya istemeyerek (varlık sahnesine) gelin!” buyurdu. “İsteyerek geldik” dediler."
Fussilet7 Gök - Yer -Arş﴾12﴿ Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı, her göğe işlevini ilham etti. Biz, yakın semayı kandillerle donattık ve onu koruduk. İşte bu, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir."
Hicr 7 Gök - Yer -Arş﴾16﴿ Andolsun biz gökte yıldız kümeleri oluşturduk ve seyredenler için ona güzel bir görünüm verdik."
Hicr Gök﴾17﴿ Onları her kovulmuş şeytana karşı koruduk."
Hicr Gök﴾18﴿ Ancak kulak hırsızlığı yapmaya kalkışan olursa onu da parlak bir ışık kovalar."
Hicr Gök﴾19﴿ Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar yerleştirdik, orada ölçüleri belli her türden ürünler bitirdik."
Hicr Gök﴾20﴿ Yine orada hem sizin için hem de rızkı size borç olmayanlar için uygun geçim şartları yarattık."
Hicr Gök﴾21﴿ Her şeyin hazineleri sadece bizim katımızdadır ve biz oradan indirdiğimizi belirli bir ölçüye göre indiririz."
Hicr Gök﴾22﴿ Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik, gökten su indirip onunla sizin su ihtiyacınızı karşıladık. Onu depolayan siz değildiniz."
Hicr Gök﴾23﴿ Kuşkusuz hayat veren de öldüren de biziz; her şeyin son sahibi de biz oluruz."
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾24﴿ Andolsun biz, içinizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da muhakkak biliriz."
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾25﴿ Ve senin rabbin, onları kıyamette toplayıp bir araya getirecektir. O, hakîmdir, alîmdir."
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾26﴿ Andolsun biz insanı şekillenebilir özlü balçıktan, (şekil verilip) kurutulmuş çamurdan yarattık."
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾27﴿ Cin türüne gelince daha önce onu da kavurucu ateşten yaratmıştık."
BakaraMelekler - Hz. Adem ﴾30﴿Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu."
BakaraMelekler - Hz. Adem ﴾31﴿ Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip “Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin” dedi."
BakaraMelekler - Hz. Adem ﴾32﴿ “Seni tenzih ederiz! Bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. En kâmil ilim ve hikmet sahibi şüphesiz sensin” cevabını verdiler."
BakaraMelekler - Hz. Adem ﴾33﴿ “Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir” dedi. Onlara bunların isimlerini bildirince de “Size ben göklerin ve yerin gizlisini kesinlikle bilirim; yine sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilirim demedim mi!” buyurdu."
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾28﴿ Hani rabbin meleklere demişti ki: “Ben şekillenebilir özlü balçıktan, (şekil verilip) kurutulmuş çamurdan bir insan yaratacağım” demişti."
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾29﴿ “Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın.”"
Hicr Melekler - Hz. Adem ﴾30﴿ Bunun üzerine meleklerin hepsi secde ettiler."
Hicr İblis - Sınav﴾31﴿ Yalnız İblîs hariç; o, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı."
A'râfİblis - Sınav﴾12﴿ Allah buyurdu: “Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblîs), “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” dedi."
A'râfİblis - Sınav﴾13﴿ Allah, “Öyle ise in oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Artık sen aşağılıklardansın!” buyurdu."
A'râfİblis - Sınav﴾14﴿ İblîs, “Bana insanların yeniden diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi."
A'râfİblis - Sınav﴾15﴿ Allah, “Haydi, sen mühlet verilenlerdensin” buyurdu."
A'râfİblis - Sınav﴾16﴿ İblîs dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."
A'râfİblis - Sınav﴾17﴿ Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.”"
A'râfCennet - Adem - Havva ﴾18﴿ Allah buyurdu: “Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım!”"
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾117﴿ Bunun üzerine “Ey Âdem!” dedik, “Bil ki bu senin de eşinin de düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutluluğunu yitirirsin!"
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾118﴿ Burada sana acıkmak da çıplak kalmak da yok."
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾119﴿ Yine burada susuzluk çekmezsin ve sıcaktan bunalmazsın.”"
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾120﴿ Derken, şeytan şöyle diyerek onun kafasını karıştırdı: “Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacının ve son bulmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi?”"
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾121﴿ Nihayet ikisi de o ağaçtan yediler. Bunun üzerine mahrem yerleri kendilerine göründü, üstlerini cennet yaprağıyla örtmeye çalıştılar. Böylece Âdem rabbine karşı gelmiş ve yolunu şaşırmıştı."
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾122﴿ Sonra rabbi onu seçkin kıldı, tövbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti."
TâhâCennet - Adem - Havva ﴾123﴿ Şöyle buyurdu: “İkiniz birden inin oradan, birbirinize düşman olarak. Size benden bir hidayet geldiğinde bilesiniz ki hidayetime uyan artık ne sapar ne de bedbaht olur."
A'râfCennet - Adem - Havva ﴾25﴿ “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan diriltilip çıkarılacaksınız” dedi."
A'râfCennet - Adem - Havva ﴾26﴿ Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar."
A'râfCennet - Adem - Havva ﴾27﴿ Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne babanızı ayıp yerlerini birbirine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları inanmayanların yoldaşları yaptık."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾28﴿ Onlar bir kötülük yaptıkları zaman “Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾29﴿ De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O’na çevirin, kendisine içten bir inanç ve bağlılıkla O’na yalvarın! İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾30﴿ O, bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapkınlığa müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾31﴿ Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾32﴿ De ki: “Allah’ın kulları için yarattığı süsü, temiz ve iyi rızıkları kim haram kıldı?” De ki: “Onlar dünya hayatında müminlere yaraşır; kıyamet gününde ise yalnız onlara mahsus olacaktır.” İşte anlayan bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾33﴿ De ki: “Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾34﴿ Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾35﴿ Ey Âdemoğulları! İçinizden âyetlerimi size anlatacak peygamberler gelir de (onları dinleyerek) kim kötülükten sakınıp kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾36﴿ Âyetlerimizi asılsız sayan ve büyüklenip onlardan yüz çevirenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾37﴿ Allah’a iftira eden veya O’nun âyetlerini asılsız sayandan daha zalim kim vardır! Onlar kendileri için yazılmış nasiplerini elde ederler. Sonunda elçilerimiz gelip canlarını alırken, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduğunuz tanrılarınız nerede?” derler. “Bizden sıvışıp gittiler” diye cevap verirler. Ve (dünyadayken) kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾38﴿ Allah buyuracak ki: “Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!” Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lânet edecektir. Hepsi birbiri ardından orada (cehennem de) toplanınca, sonrakiler öncekiler için, “Ey rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha azap ver!” diyecekler. Allah da, “Zaten hepiniz için bir kat daha azap vardır, fakat siz bilmezsiniz” diyecektir."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾39﴿ Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bizden arta kalır bir tarafınız yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾40﴿ Bizim âyetlerimizi asılsız sayanlar, büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾41﴿ Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız!"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾42﴿ İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar cennetliklerdir. Orada onlar ebedî kalıcıdırlar."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾43﴿ (Cennette) onların altından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: “Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize bahşetmeseydi biz kendiliğimizden elde edemezdik. Hakikaten rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara, “İşte size cennet. Yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık o sizin oldu” diye seslenilir."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾44﴿ Cennet ehli cehennem ehline, “Biz rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk; siz de rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenir. “Evet!” derler. Ve aralarından bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlerin üzerine olsun!” diye bağırır."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾45﴿ Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyenlerdir; onlar âhireti de inkâr edenlerdir."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾46﴿ İki taraf arasında bir perde ve A‘râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki bunlar, henüz cennete girmedikleri halde (girmeyi) uman cennet ehline, “Selâm size!” diye seslenirler."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾47﴿ Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de, “Ey rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!” derler."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾48﴿ A‘râf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: “Ne topladığınız güç ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾49﴿ Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?” (Cennet ehline de şöyle derler:) “Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.”"
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾50﴿ Cehennem ehli cennet ehline, “Suyunuzdan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bize verin!” diye seslenirler. Onlar da, “Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾51﴿ O kâfirler ki, dünya hayatı onları aldattı, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler. Onlar, bu günlerine ulaşacaklarını unuttukları ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾52﴿ Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, içinde tam bilgiye dayalı açıklamalar yaptığımız bir kitap getirdik."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾53﴿ (Fakat) onlar, hesap gününün gerçekleşmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Önceden onu yok sayanlar gerçekleştiği gün derler ki: “Doğrusu rabbimizin elçileri gerçeği getirmiştir. Keşke bizim şefaatçilerimiz olsa da bize şefaat etseler veya (dünyaya) geri döndürülsek de yapmış olduğumuz amelleri başka türlü yapsak!” Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de (putlar) kendilerinden uzaklaşıp kayboldu."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾54﴿ Şüphesiz ki rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden; geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır. Bilesiniz ki, halk da emir de (yaratma ve yönetme) yalnız O’na aittir. Âlemlerin rabbi olan Allah yüceler yücesidir."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾55﴿ Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾56﴿ Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkuyla ve ümitle dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾57﴿ Rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O’dur. Nihayet o rüzgârlar ağır bir bulut yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Herhalde bundan ibret alırsınız."
A'râfCennet - Cehennem -Araf﴾58﴿ Güzel memleketin bitkisi rabbinin izniyle (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız üründen başka bir şey çıkmaz. İşte biz şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz."
SâffâtNuh﴾75﴿ Vaktiyle Nûh bize yakarmıştı; biz de ne güzel karşılık vermiştik!"
SâffâtNuh﴾76﴿ Nitekim kendisini ve ailesini o büyük felâketten kurtardık."
SâffâtNuh﴾77﴿ Ve yalnız onun soyunu kalıcı kıldık."
İsrâNuh﴾3﴿ Ey Nûh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Bilesiniz ki Nûh çok şükreden bir kul idi."
HûdNuh﴾25-26﴿ Gerçek şu ki biz Nûh’u kavmine elçi olarak gönderdik; şöyle dedi: “Allah’tan başkasına tapmayın!” diye size gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Doğrusu ben, başınıza gelecek can yakıcı bir günün azabından korkuyorum” dedi."
HûdNuh﴾27﴿ Kavminin ileri gelen inkârcıları, “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana sığ görüşlü ayak takımımızdan başkasının uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de kabul etmiyoruz, bilâkis sizin yalancı olduğunuz kanaatini taşıyoruz” dediler."
HûdNuh﴾28﴿ Nûh şöyle dedi: “Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya benim, rabbimden gelmiş açık bir delilim varsa ve O kendi katından bana rahmet vermiş de siz bunu anlamamışsanız! Siz rahmeti istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayabilir miyiz?"
HûdNuh﴾29﴿ Ey kavmim! Buna karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. (Siz istiyorsunuz diye) ben iman edenleri kovacak değilim; onlar (imanları sayesinde) rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi bilgisizliğe gömülmüş bir topluluk olarak görüyorum."
HûdNuh﴾30﴿ Ey kavmim! Onları kovarsam, beni Allah’a karşı kim koruyabilir? Düşünmüyor musunuz?"
HûdNuh﴾31﴿ Size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum, gaybı da bilmem, melek olduğumu da söylemiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, ‘Allah onlara faydalı şeyler vermeyecektir’ diyemem. Onların içlerinde olan şeyi Allah daha iyi bilir. Bunları yaparsam gerçekten zalimlerden olurum!”"
HûdNuh﴾32﴿ Dediler ki: “Ey Nûh! Gerçekten bizimle tartıştın ve bizimle çok fazla mücadele ettin. Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir!”"
HûdNuh﴾33﴿ Nûh dedi ki: “Onu size ancak dilerse Allah getirir. Siz (O’nu) âciz bırakamazsınız."
HûdNuh﴾34﴿ Eğer Allah sizi azgınlığınızın içinde bırakmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size fayda vermez. O sizin rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.”"
HûdNuh﴾35﴿ Yoksa, “Bunu o kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurduysam sorumluluğu bana aittir. Fakat benim sizin işlediğiniz günahtan sorumluluğum yoktur.”"
HûdNuh﴾36﴿ Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası artık inanmayacak. Sakın onların yaptıklarına üzülme!"
HûdNuh﴾37﴿ Bizim gözetimimiz altında ve öğrettiğimiz şekilde gemiyi yap, haktan sapanlar için bana başvuruda bulunma! Onlar boğulacaklar!”"
HûdNuh﴾38﴿ Nûh gemiyi yaparken, kavminin ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız edin bakalım! Ama bilin ki sizin alay ettiğiniz gibi (günü gelecek) biz de sizinle öyle alay edeceğiz!"
HûdNuh﴾39﴿ Rezil edecek bir cezaya kimin çarptırılacağını, sürekli azabın kimin başına geleceğini yakında göreceksiniz!”"
HûdNuh﴾40﴿ Nihayet emrimiz geldi ve sular coşup yükseldi. Nûh’a dedik ki: “Her türden (hayvan) birer çift ile -daha önce haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte pek azı iman etmişti."
HûdNuh﴾41﴿ Nûh, “Haydi gemiye binin! Yüzerken de dururken de Allah’ın adını anın. Şüphesiz ki rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir” dedi."
HûdNuh﴾42﴿ Derken gemi onları, dağlar gibi dalgalar arasında götürmeye başladı. Nûh, uzak duran oğluna, “Haydi yavrum gel, sen de bizimle birlikte gemiye bin, kâfirlerle beraber olma!” diye seslendi."
HûdNuh﴾43﴿ Oğlu, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” diye cevap verdi. Nûh dedi ki: “Bugün Allah’ın hükmünden ancak O’nun esirgedikleri kurtulacaktır” derken aralarına dalga giriverdi, böylece o da boğulanlardan oldu."
HûdNuh﴾44﴿ (Sonra) “Ey toprak suyunu yut! Ey gök sen de tut!” denildi. Su çekildi; hüküm yerini buldu; gemi Cûdî’nin üzerine oturdu; “Zalimlerin topunun canı cehenneme!” denildi."
HûdNuh﴾45﴿ Nûh rabbine şöyle seslendi: “Ey rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vaadin elbette haktır. Sen hâkimlerin en âdilisin” dedi."
HûdNuh﴾46﴿ Allah buyurdu ki: “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.”"
HûdNuh﴾47﴿ Nûh dedi ki: “Ey rabbim! Ben, senden hakkında bilgi sahibi olmadığım bir şeyi istemekten yine sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, kaybedenlerden olurum!”"
HûdNuh﴾48﴿ Denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan gruplar üzerine bizden selâm ve bereketlerle gemiden in! İleride, bir süre faydalandıracağımız, sonra tarafımızdan can yakıcı bir azapla cezalandırılacak topluluklar da olacaktır."
HûdNuh﴾49﴿ (Ey peygamber!) İşte bu anlatılanlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin! Sabret, çünkü iyi son günahtan sakınanlarındır."
HûdAd Kavmi-Hud ﴾50﴿ Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; O’ndan başka tanrınız yoktur; siz sadece uydurmaktasınız."
HûdAd Kavmi-Hud ﴾51﴿ Ey kavmim! Bunun karşılığında ben sizden bir ücret istemiyorum; benim hizmetimin karşılığı ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?"
HûdAd Kavmi-Hud ﴾52﴿ Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanmayı dileyin, sonra O’na tövbe edin ki üzerinize bolca yağmur göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın; sakın günahkârlar olup Allah’tan yüz çevirmeyin!”"
HûdAd Kavmi-Hud ﴾53﴿ Dediler ki: “Ey Hûd! Bize açık bir mûcize getirmedin; biz senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz; biz sana iman edecek de değiliz."
HûdAd Kavmi-Hud ﴾54-55﴿ ‘Tanrılarımızdan biri senin aklını almış!’ demekten başka söyleyeceğimiz söz yok!” Hûd dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuklarınızdan uzağım. Haydi hepiniz bana tuzak kurun, bana aman vermeyin!"
HûdAd Kavmi-Hud ﴾56﴿ Ben, benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a dayandım. Çünkü her canlının kontrolü O’nun elindedir. Şüphesiz rabbimin yolu dosdoğru yoldur."
HûdAd Kavmi-Hud ﴾57﴿ Eğer sırt çevirirseniz bilin ki size ulaştırmakla görevli olduğum şeyi size bildirdim. Rabbim yerinize başka bir kavmi getirebilir. Siz O’na hiçbir engel çıkaramazsınız. Şüphesiz rabbim her şeyi gözetendir.”"
HûdAd Kavmi-Hud ﴾58﴿ Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık, böylece onları ağır bir azaptan da kurtardık."
HûdAd Kavmi-Hud ﴾59﴿ İşte Âd! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O’nun peygamberlerine âsi oldular ve her inatçı zorbanın emrine uydular."
HûdAd Kavmi-Hud ﴾60﴿ Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete uğradılar. Evet Âd rabbini inkâr etti. Hûd’un kavmi Âd’ın canı cehenneme!"
HûdSemud-Salih﴾61﴿ Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. O sizi yerden var etti ve size orayı mâmur hale getirme görevi verdi. O halde O’ndan mağfiret isteyin; sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz rabbim yakındır, duaları kabul eder.”"
HûdSemud-Salih﴾62﴿ Dediler ki: “Ey Sâlih! Sen bundan önce aramızda kendinden iyi şeyler beklenen biriydin. Şimdi babalarımızın taptığı şeylere tapmaktan bizi engellemeye mi kalkışıyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın din konusunda şüphelerimiz var!”"
HûdSemud-Salih﴾63﴿ Sâlih dedi ki: “Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya ben rabbimden verilmiş apaçık bir delile dayanıyorsam ve O bana kendinden bir lutufta bulunmuşsa! Bu durum karşısında O’na âsi olursam beni Allah’a karşı kim korur? (Size uyarsam) benim ancak zararımı arttırırsınız."
HûdSemud-Salih﴾64﴿ Ey kavmim! İşte size mûcize olarak Allah’ın gönderdiği dişi deve. Onu bırakın Allah’ın mülkünde otlasın. Ona kötülük etmeyin; sonra sizi, yaklaşan bir azap yakalar.”"
HûdSemud-Salih﴾65﴿ Buna rağmen o deveyi kestiler. Sâlih de, “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın!” dedi. Bu, asılsız çıkmayacak bir tehdit idi."
HûdSemud-Salih﴾66﴿ Emrimiz gelince Sâlih’i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak, helâk olmaktan ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz rabbin kuvvetlidir, üstündür."
HûdSemud-Salih﴾67﴿ Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar."
HûdSemud-Salih﴾68﴿ Sanki orada hiç oturmamışlardı. İşte böyle, Semûd kavmi rablerini inkâr etti. Vay Semûd’un haline!"
Hûdİbrahim-Lut﴾69﴿ Elçilerimiz İbrâhim’e müjdeyi getirip selâm vermişlerdi. O da “selâm” dedi, çok geçmeden (konuklarına) kızartılmış bir buzağı getirdi."
Hûdİbrahim-Lut﴾70﴿ Ona el uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. “Korkma! Biz Lût kavmine gönderildik” dediler."
Hûdİbrahim-Lut﴾71﴿ Ayakta bekleyen karısı rahatlayıp güldü; bu sırada ona İshak’ın, İshak’ın ardından da Ya‘kūb’un doğacağını müjdeledik."
Hûdİbrahim-Lut﴾72﴿ “Aman yâ rabbi! Ben mi doğuracağım: Ben yaşlı bir kadın, şu da ihtiyar kocam! Doğrusu şaşılacak bir şey!” dedi."
Hûdİbrahim-Lut﴾73﴿ Elçiler de “Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinizdedir, ey hâne halkı! Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir” dediler."
Hûdİbrahim-Lut﴾74﴿ İbrâhim’in korkusu geçip kendisine müjde de gelince Lût kavmi hakkında bizimle tartışmaya başladı."
Hûdİbrahim-Lut﴾75﴿ İbrâhim cidden ağır başlı, hassas ruhlu, kendini Allah’a vermiş biriydi."
Hûdİbrahim-Lut﴾76﴿ “İbrâhim, bundan vazgeç; çünkü rabbinin emri gelmiştir. Onlara, geri çevrilmez bir azap mutlaka gelecektir” dediler."
HûdLut﴾77﴿ Elçilerimiz Lût’a geldiğinde, Lût onlardan dolayı huzursuz oldu, onlara karşı çaresizlik hissetti. “Zor bir gün!” dedi."
HûdLut﴾78﴿ Lût’un kavmi koşarak ona geldi. Daha önce de o çirkin işleri yapıyorlardı. Lût, “Ey kavmim! Şunlar kızlarım; sizin için en nezih olanı onlarla evlenmektir. Allah’tan korkun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu!” dedi."
HûdLut﴾79﴿ “Sen de biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok. Bizim ne istediğimizi pekâlâ biliyorsun” dediler."
HûdLut﴾80﴿ Lût, “Keşke benim size karşı koyacak bir gücüm olsaydı veya güçlü bir desteğe dayanabilseydim!” dedi."
HûdLut﴾81﴿ Elçiler “Ey Lût! Biz rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamayacaklar. Sen gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola çık. Eşin hariç, sizden hiç kimse geride kalmasın. Çünkü onların başına gelecek olan, şüphesiz onun başına da gelecektir. Onlar için belirlenen zaman, sabah vaktidir. Sabah da yakın, değil mi?” dediler."
HûdLut﴾82-83﴿ Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde, rabbin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Böyle cezalar zalimlerin başından hiç eksik olmaz."
HûdMedyen-Şuayb﴾84﴿ Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın. Ben sizi maddî bakımdan iyi bir durumda görüyorum; ama doğrusu hakkınızda kuşatıcı bir azap gününden de korkuyorum."
HûdMedyen-Şuayb﴾85﴿ Ey kavmim! Ölçüyü, tartıyı adaletle tam yapın; insanların mallarının değerini düşürmeyin, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
HûdMedyen-Şuayb﴾86﴿ Eğer müminseniz Allah’ın bıraktığı (meşrû) kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinize bir bekçi değilim.”"
HûdMedyen-Şuayb﴾87﴿ Kavmi ise, “Ey Şuayb! Atalarımızın taptığı şeylerden yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana ibadetin (dinin) mi emrediyor? Oysa sen uyumlu ve akıllı birisin!” dediler."
HûdMedyen-Şuayb﴾88﴿ Şuayb de şöyle dedi: “Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya benim, rabbimden açık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir nasip vermişse! Size yasakladığımı kendim yapmak niyetinde değilim. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam Allah’ın yardımına bağlıdır. Yalnız O’na dayanıyor ve O’na yöneliyorum."
HûdMedyen-Şuayb﴾89﴿ Ey kavmim! Sakın bana karşı muhalefetiniz sizi, Nûh kavminin veya Hûd kavminin yahut Sâlih kavminin başlarına gelenlerin benzeri bir musibetin başınıza gelmesine sebep olacak günahlar işlemeye sürüklemesin! Lût kavmi zaten sizden uzak değildir."
HûdMedyen-Şuayb﴾90﴿ Rabbinizden bağışlanmayı dileyin, sonra O’na tövbe edin. Muhakkak ki rabbimin merhameti ve sevgisi boldur” dedi."
HûdMedyen-Şuayb﴾91﴿ Medyenliler, “Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz, ayrıca aramızda seni zayıf görüyoruz! Eğer kabilen olmasaydı, seni mutlaka taşlayarak öldürürdük. Bizim karşımızda sen güçlü biri değilsin” dediler."
HûdMedyen-Şuayb﴾92﴿ Şuayb da, “Ey kavmim! Size göre benim kabilem Allah’tan daha mı hatırlı ki O’nu arkanıza atıp unuttunuz. Şüphesiz ki rabbim yaptıklarınızı kuşatmıştır."
HûdMedyen-Şuayb﴾93﴿ Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Kimin başına aşağılayıcı bir azap geleceğini ve (böylece) yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim” dedi."
HûdMedyen-Şuayb﴾94﴿ Emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; haksızlık edenleri de korkunç bir gürültü yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar."
HûdMedyen-Şuayb﴾95﴿ Sanki orada hiç oturmamışlardı! İşte böyle, Semûd’un yıkıldığı gibi Medyen de yıkılıp gitti!"
Sâffâtİbrahim﴾83﴿ Kuşkusuz İbrâhim Nûh’un yolunu izleyenlerdendi."
Sâffâtİbrahim﴾84﴿ O, tertemiz bir kalple rabbine yönelmişti."
Sâffâtİbrahim﴾85﴿ Babasına ve halkına, “Siz neye tapıyorsunuz?” demişti;"
Sâffâtİbrahim﴾86﴿ “Allah’tan başka birtakım düzmece tanrılar mı edinmek istiyorsunuz?"
Sâffâtİbrahim﴾87﴿ Peki, âlemlerin rabbiyle ilgili düşünceniz nedir?”"
Sâffâtİbrahim﴾88﴿ Sonra yıldızlara şöyle bir baktı;"
Sâffâtİbrahim﴾89﴿ “Ben rahatsızım” dedi."
Sâffâtİbrahim﴾90﴿ Bunun üzerine diğerleri onu arkalarında bırakıp gittiler."
Sâffâtİbrahim﴾91﴿ İbrâhim gizlice tanrılarının yanına vardı; “Niçin bir şeyler yemiyorsunuz?” dedi;"
Sâffâtİbrahim﴾92﴿ “Neyiniz var, niçin konuşmuyorsunuz?”"
Sâffâtİbrahim﴾93﴿ Sonra onlara güçlü darbeler indirmeye başladı."
Sâffâtİbrahim﴾94﴿ Diğerleri öfke içinde koşarak İbrâhim’in yanına geldiler."
Sâffâtİbrahim﴾95﴿ Dedi ki: “Kendi ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"
Sâffâtİbrahim﴾96﴿ Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı.”"
Sâffâtİbrahim﴾97﴿ Ötekiler, “Onun için bir yapı kurun ve (orada hazırlayacağınız) kuvvetli ateşe atın onu!” dediler."
Sâffâtİbrahim﴾98﴿ Böylece onu engellemek için bir plan kurdular; ama biz onları alta düşürdük."
Sâffâtİbrahim﴾99﴿ İbrâhim, “Ben rabbime gidiyorum” dedi, “O bana yol gösterecektir.”"
Sâffâtİbrahim﴾100﴿ “Rabbim! Bana iyilerden olacak bir evlât ver!”"
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾101﴿ Bunun üzerine kendisine akıllı ve iyi huylu bir erkek çocuğu olacağını müjdeledik."
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾102﴿ Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum” dedi, “Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.”"
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾103﴿ Her ikisi de (ilâhî buyruğa) teslim olunca ve babası onu yüzüstü yatırınca,"
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾104﴿ “Ey İbrâhim!” diye ona seslendik;"
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾105﴿ “Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz."
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾106﴿ Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı."
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾107﴿ Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona iri bir kurbanlık verdik."
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾108-109﴿ Onun hakkında, “İbrâhim’e selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik."
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾110﴿ Evet, iyileri işte böyle ödüllendiririz."
Sâffâtİbrahim-İsmail﴾111﴿ Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı,"
Sâffâtİbrahim-İshak﴾112﴿ İyi insanlardan (seçilmiş) bir peygamber olarak ona İshak’ı da müjdeledik."
Sâffâtİbrahim-İshak﴾113﴿ Ona ve İshak’a bereketler indirdik. Onların soyu içinde iyisi bulunduğu gibi açıkça kendine kötülük edeni de olacaktı."
Enbiyaİbrahim-İshak-Yakup﴾72﴿ İbrâhim’e İshak’ı ve üstüne bir de armağan olarak Ya‘kūb’u lütfettik; her birinin sâlih insan olmasını sağladık."
Enbiyaİbrahim-İshak-Yakup﴾73﴿ Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılıp zekât vermeyi vahyettik. Onlar, bize hep kulluk ettiler."
YûsufYûsuf﴾4﴿ Bir gün Yûsuf, babasına demişti ki: “Babacığım! Ben rüyamda on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederken gördüm.”"
YûsufYûsuf﴾5﴿ Babası, “Yavrucuğum” dedi, “Rüyanı sakın kardeşlerine anlatma, sonra sana tuzak kurarlar! Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.”"
YûsufYûsuf﴾6﴿ Anlaşılan böylece rabbin seni seçecek, sana rüyada görülenlerin yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrâhim ve İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana ve Ya‘kūb soyuna da nimetini tamamlayacaktır. Kuşkusuz rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.”"
YûsufYûsuf﴾7﴿ Andolsun ki Yûsuf ve kardeşlerinde, almak isteyenler için ibretler vardır."
YûsufYûsuf﴾8﴿ Hani kardeşleri demişlerdi ki: “Yûsuf ile öz kardeşi babamızın gözünde bizden daha değerli. Halbuki bizim sayımız daha çok. Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanılgı içinde!"
YûsufYûsuf﴾9﴿ Yûsuf’u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tövbe ederek) iyi kimseler olursunuz!”"
YûsufYûsuf﴾10﴿ Onlardan biri, “Yûsuf’u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız, onu (kör) kuyunun dibine bırakın. Nasıl olsa gelip geçen kervanlardan biri onu bulup alır” dedi."
YûsufYûsuf﴾11﴿ Dediler ki: “Ey babamız! Niçin Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyen kimseleriz."
YûsufYûsuf﴾12﴿ Yarın onu bizimle beraber (kıra) gönder de bol bol yesin içsin, oynasın; onu mutlaka koruruz.”"
YûsufYûsuf﴾13﴿ Babaları, “Doğrusu onu götürmeniz beni endişelendiriyor; farkında olmadığınız bir sırada onu kurt yer diye korkuyorum” dedi."
YûsufYûsuf﴾14﴿ Dediler ki: “Biz böylesine kalabalık iken onu kurt yerse o zaman gerçekten bize yazıklar olsun!”"
YûsufYûsuf﴾15﴿ Onu götürüp (kör) kuyunun dibine bırakmaya ittifakla karar verince bunu yaptılar. Onlar farkında değilken biz de Yûsuf’a vahyettik ki, “Onlara bu yaptıklarını elbet bir gün anlatacağız.”"
YûsufYûsuf﴾16﴿ Akşam ağlayarak babalarına geldiler."
YûsufYûsuf﴾17﴿ “Ey babamız! Biz yarış için uzaklaşmış, Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık; onu kurt yemiş! Ama doğru söylemiş olsak da sen bize inanmazsın” dediler."
YûsufYûsuf﴾18﴿ Gömleğinin üstünde uydurma bir kan izi de gösterdiler. Ya‘kūb, “Hayır! Nefsiniz sizi kötü bir iş yapmaya sürüklemiş; artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Anlattığınız şeyler karşısında, kendisine sığınılacak olan ise ancak Allah’tır” dedi."
YûsufYûsuf﴾19﴿ Derken bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, adam kovasını kuyuya saldı; “Müjde! İşte bir oğlan çocuğu!” diye bağırdı. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi biliyordu."
YûsufYûsuf﴾20﴿ (Mısır’da) onu yok pahasına, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona pek değer ­vermemişlerdi."
YûsufYûsuf﴾21﴿ Onu satın alan Mısırlı adam karısına, “Ona değer ver, güzel bak! Umarım ki bize faydası dokunur veya onu evlât ediniriz.” dedi. İşte böylece Yûsuf’a orada bir yer sağladık ve bunu (rüyada görülen) olayların yorumunu ona öğretelim diye de yaptık. Allah, emrini yerine getirmeye kādirdir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."
YûsufYûsuf﴾22﴿ Yûsuf olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız."
YûsufYûsuf﴾23﴿ Evinde bulunduğu kadın, onunla birlikte olmak istedi. Kapıları iyice kapattı ve “haydi gel!” dedi. O da “Hâşâ, Allah’a sığınırım! Kocan benim velînimetimdir, bana iyilik edip evini açtı. Gerçek şu ki zalimler iflah olmaz!” dedi."
YûsufYûsuf﴾24﴿ Kadın onu kesinlikle arzulamıştı; eğer rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadını arzulardı. Böylece onu, kötülükten ve ahlâksız bir iş yapmaktan uzak tutmak istedik. Şüphesiz o samimi kullarımızdandı."
YûsufYûsuf﴾25﴿ İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yakalayıp yırttı. Kapının önünde kocasıyla karşılaştılar. Kadın kocasına dedi ki: “Senin ailene kötülük etmeye kalkışanın cezası, ancak zindana atılmak veya ağır fiziksel cezaya çaptırılmak olmalıdır.”"
YûsufYûsuf﴾26﴿ Yûsuf, “Asıl kendisi benimle birlikte olmak istedi” dedi. Kadının akrabasından biri şöyle bilirkişilik yaptı: “Eğer (adamın) gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir; adam yalancıdır."
YûsufYûsuf﴾27﴿ Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir; adam doğru söylemektedir.”"
YûsufYûsuf﴾28﴿ Aziz, Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce şöyle dedi: “Anlaşılıyor ki bu iş, siz kadınların bir entrikasıdır. Sizin entrikanız çok tehlikelidir.”"
YûsufYûsuf﴾29﴿ Yûsuf! Sen bunu olmamış say. (Kadına:) Sen de günahının affını dile; çünkü sen günahkârlardan oldun.”"
YûsufYûsuf﴾30﴿ Şehirdeki bazı kadınlar, “Aziz’in karısı, hizmetindeki genç ile birlikte olmak istiyormuş; (Yûsuf’un) sevdası kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dediler."
YûsufYûsuf﴾31﴿ Aziz’in karısı, kadınların dedikodularını duyunca onlara davetçi gönderdi; yaslanmaları için yastıklar hazırladı ve onlardan her birine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyvelerini soyarken Yûsuf’a), “karşılarına çık!” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar. Bu yüzden ellerini kestiler ve “Aman Allahım! Bu bir beşer değil, bu ancak seçkin bir melektir!” dediler."
YûsufYûsuf﴾32﴿ Kadın dedi ki: “İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onunla birlikte olmak istedim. Fakat o iffetini korudu. Andolsun, eğer kendisinden istediğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!”"
YûsufYûsuf﴾33﴿ Yûsuf, “Rabbim! Zindan bana bunların benden istediklerinden daha iyidir. Eğer onların bana kurdukları tuzağı boşa çıkarmazsan, korkarım ki, onlara meyleder ve cahillerden olurum!” dedi."
YûsufYûsuf﴾34﴿ Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzağına düşürmedi. Şüphesiz O, herşeyi işitir, pek iyi bilir."
YûsufYûsuf﴾35﴿ Sonunda -kesin delilleri görmelerine rağmen- onu bir zamana kadar zindana atmak (yetkililerce) gerekli ve uygun görüldü."
YûsufYûsuf﴾36﴿ Onunla birlikte zindana iki genç daha girdi. Onlardan biri, “Ben rüyada şarap yaptığımı gördüm” dedi. Diğeri de, “Ben de başımın üstünde bir ekmek taşıdığımı gördüm. Kuşlar ondan yiyordu. Bunun yorumunu bize bildir. Kuşkusuz biz seni bu işleri iyi bilen biri olarak görüyoruz” dedi."
YûsufYûsuf﴾37﴿ Yûsuf şöyle cevap verdi: “Size erzak olarak verilecek yemek gelmeden önce, onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben, Allah’a inanmayan, âhireti de inkâr eden bir kavmin (Mısırlıların) dininden uzak durdum."
YûsufYûsuf﴾38﴿ Atalarım İbrâhim, İshak ve Ya‘kūb’un dinine uydum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yaraşmaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler."
YûsufYûsuf﴾39﴿ Ey hapishane arkadaşlarım! Çeşit çeşit tanrılar mı, yoksa gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah mı (inanıp bağlanmak için) daha iyi?"
YûsufYûsuf﴾40﴿ Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler."
YûsufYûsuf﴾41﴿ Ey zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine şarap sunacak; diğeri ise asılacak ve kuşlar onun başından yiyecek. Yorumunu sorduğunuz rüyalardaki durum (bu şekilde) kesinleşmiştir.”"
YûsufYûsuf﴾42﴿ Onlardan, kurtulacağına inandığı kişiye, “Efendinin yanında benden bahset” dedi. Fakat şeytan ona, efendisine Yûsuf’tan söz etmeyi unutturdu. Dolayısıyla Yûsuf birkaç sene daha zindanda kaldı."
YûsufYûsuf﴾43﴿ Kral dedi ki: “Rüyamda yedi arık ineğin yedi semiz ineği yediğini gördüm. Ayrıca yedi yeşil ve bir o kadar da kuru başak gördüm. Efendiler! Eğer rüya yorumluyorsanız bu rüyamı da bana yorumlayın.”"
YûsufYûsuf﴾44﴿ Adamlar, “Bunlar karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşleri yorumlamayı bilmeyiz” dediler."
YûsufYûsuf﴾45﴿ O iki kişiden, hapisten kurtulup bunca zaman geçtikten sonra Yûsuf’un tembihini hatırlayan genç, “Ben size bu rüyanın yorumunu bildireceğim; beni hemen gönderin” dedi."
YûsufYûsuf﴾46﴿ (Zindana gelerek) “Yûsuf! Ey özü sözü doğru arkadaş! (Rüyada görülen) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil, bir o kadar da kuru başak hakkında bize yorum yap. Umarım ki, bu bilgiyle insanlara dönerim ve umarım onlar da belki (ne yapacaklarını) bilirler” dedi."
YûsufYûsuf﴾47﴿ Yûsuf şöyle dedi: “Her zaman yaptığınız gibi yedi sene ekin ekeceksiniz. Sonra yemek için ayıracağınızdan ibaret olan az bir miktar hariç, hasat ettiğiniz ürünü başağında iken bırakın (böyle saklayın)."
YûsufYûsuf﴾48﴿ Sonra bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek ve o yıllar, saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, biriktirdiklerinizi yiyip bitirecektir."
YûsufYûsuf﴾49﴿ Sonra bunun ardından bir yıl daha gelecek; artık o yıl insanlar ilâhî yardıma mazhar olacaklar ve o yılda sıkma besinler üretecekler."
YûsufYûsuf﴾50﴿ Kral “Onu bana getirin!” dedi. Elçi Yûsuf’a geldiğinde Yûsuf, “Efendine dön de sor ona, ‘Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?’ Şüphesiz rabbim onların hilesini çok iyi bilir” dedi."
YûsufYûsuf﴾51﴿ Kral (kadınlara), “Yûsuf’u elde etmek istediğinizde beklentiniz ne oldu?” diye sordu. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz ondan hiçbir eğrilik görmedik” dediler. Aziz’in karısı da: “Şimdi gerçek ortaya çıktı, ben onunla beraber olmak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir” dedi."
YûsufYûsuf﴾52﴿ Yûsuf dedi ki: “Bu, Aziz’in, yokluğunda ona hainlik etmediğimi ve Allah’ın, hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi."
YûsufYûsuf﴾53﴿ Yine de ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, rabbimin acıyıp koruması dışında, daima kötülüğü emreder; şüphesiz rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.”"
YûsufYûsuf﴾54﴿ Kral dedi ki: “Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim.” Onunla konuşunca, “Bugün sen katımızda yüksek yeri olan, güvenilir birisin” dedi."
YûsufYûsuf﴾55﴿ Yûsuf da, “Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben çok iyi korurum ve bu işi bilirim” dedi."
YûsufYûsuf﴾56﴿ Böylece Yûsuf’a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz."
YûsufYûsuf﴾57﴿ İman edip de sakınanlar için âhiret mükâfatı daha hayırlıdır."
YûsufYûsuf﴾58﴿ Yûsuf’un kardeşleri (tahıl almak üzere) gelip huzuruna girdiler. Kardeşleri onu tanımadıkları halde Yûsuf onları tanımıştı."
YûsufYûsuf﴾59﴿ Yüklerini hazırlayınca, “Sizin baba-bir kardeşinizi de bana getirin” dedi, “Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben iyi bir ev sahibiyim."
YûsufYûsuf﴾60﴿ Eğer onu bana getirmezseniz artık bende size verilecek tahıl yoktur; yanıma yaklaşmayın!”"
YûsufYûsuf﴾61﴿ Kardeşleri, “Onu babasından isteyeceğiz, kuşkusuz bunu yapacağız” dediler."
YûsufYûsuf﴾62﴿ Yûsuf, emrindeki gençlere dedi ki: “Ödedikleri bedeli yüklerinin içine koyun. Umarım ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar ve umarım yine gelirler.”"
YûsufYûsuf﴾63﴿ Babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Artık (kardeşimiz olmadan) bize erzak verilmeyecek (çünkü kardeşimizi istiyorlar). Kardeşimizi bizimle beraber gönder de erzak alalım. Biz onu mutlaka koruyacağız” dediler."
YûsufYûsuf﴾64﴿ Ya‘kūb dedi ki: “Daha önce kardeşi Yûsuf hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da size ancak o kadar güvenirim! En iyi koruyucu Allah’tır. O, acıyanların en merhametlisidir.”"
YûsufYûsuf﴾65﴿ Eşyalarını açtıklarında ödedikleri bedelin kendilerine geri verildiğini gördüler. Dediler ki: “Ey babamız! Daha ne istiyoruz? İşte ödediğimiz bedel de bize geri verilmiş; yine ailemize yiyecek getiririz; kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız. Çünkü bu (getirdiğimiz) az bir miktardır.”"
YûsufYûsuf﴾66﴿ Ya‘kūb şöyle cevap verdi: “Aşılamaz engellerle kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına yeminle kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!” Ona hepsi de kesin söz verince, “Söylediklerimize Allah şahittir” dedi."
YûsufYûsuf﴾67﴿ Sonra şunu söyledi: “Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm Allah’tan başkasının değildir. Ben yalnız O’na güvenip dayandım. Güvenecek olanlar yalnız O’na güvenip dayansınlar."
YûsufYûsuf﴾68﴿ Şehre babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler ama bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savacak değildi. Şu var ki, Ya‘kūb’un içinde taşıyıp onlara açıkladığı kaygıyı gidermiş oldu. Şüphesiz o, bizim kendisine öğrettiğimiz bir bilgiye sahipti. Fakat insanların çoğu (bu hakikati) bilmezler."
YûsufYûsuf﴾69﴿ Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde öz kardeşini yanına aldı (ve ona gizlice) “Ben, gerçekten senin kardeşinim; onların yaptıklarına üzülme!” dedi."
YûsufYûsuf﴾70﴿ Yûsuf, onlara yüklerini hazırlattığı zaman (saraya ait bir) su kabının kardeşinin yükü içine koydurdu. Sonra bir görevli, “Ey kafile! Siz kesinlikle hırsızsınız!” diye bağırdı."
YûsufYûsuf﴾71﴿ Kardeşleri onlara dönerek, “Ne arıyorsunuz?” dediler."
YûsufYûsuf﴾72﴿ “Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var” diye cevap verdiler. (İçlerinden biri) “Ben bu söze kefilim” dedi."
YûsufYûsuf﴾73﴿ Onlar, “Allah’a andolsun ki bizim bu yerde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz, biz hırsız da değiliz” dediler."
YûsufYûsuf﴾74﴿ (Görevliler), “Peki, yalan söylüyorsanız (sizde) bunun cezası nedir?” diye sordular."
YûsufYûsuf﴾75﴿ “Onun cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunursa onun buna karşılık alıkonulmasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler."
YûsufYûsuf﴾76﴿ Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra da su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir tedbiri öğrettik, yoksa Allah dileyip bunu öğretmeseydi kralın kanununa göre kardeşini alıkoyamazdı. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha çok bilen biri vardır."
YûsufYûsuf﴾77﴿ Dediler ki: “Eğer o çaldıysa, daha önce onun kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf onlara belli etmeksizin içinden şunları geçirdi: “Asıl sizin durumunuz kötü! Allah, sizin suçladığınız hususu çok iyi bilmektedir.”"
YûsufYûsuf﴾78﴿ Dediler ki: “Efendimiz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine içimizden birini alıkoy. Şüphesiz biz seni iyilik sever biri olarak görüyoruz.”"
YûsufYûsuf﴾79﴿ Yûsuf, “Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah’a sığınırız! Aksi halde biz gerçekten zulm etmiş oluruz!” dedi."
YûsufYûsuf﴾80﴿ Ondan ümitlerini kesince görüşmek üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizden Allah adına söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam gelmeme izin verinceye veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O hükmedenlerin en iyisidir."
YûsufYûsuf﴾81﴿ Babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Biz de ancak bilip gördüğümüze tanıklık ettik. (Koruma sözü verdik ama) bilgimiz dışında kalan olaylara karşı da onu koruyamazdık."
YûsufYûsuf﴾82﴿ İstersen orada bulunduğumuz şehrin halkına ve aralarında geldiğimiz kafileye de sor. Biz gerçekten doğru söylüyoruz.”"
YûsufYûsuf﴾83﴿ Babaları şöyle dedi: “Hayır, nefisleriniz bu hususta sizi aldattı. Bana düşen artık güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Şüphesiz O, çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.”"
YûsufYûsuf﴾84﴿ Onlardan yüz çevirdi, “Âh Yûsufum âh! İçim yanıyor!” diyordu. Sonunda üzüntüden gözlerine boz geldi. Artık kederini içine gömüyordu."
YûsufYûsuf﴾85﴿ Oğulları, “Allah’a andolsun ki, sen ‘Yûsufum!’ diye diye sonunda ya hasta olacaksın ya da büsbütün helâk olacaksın!” dediler."
YûsufYûsuf﴾86﴿ Ya‘kūb da şöyle dedi: “Ben acımı ve kederimi ancak Allah’a arz ediyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan gelen bilgiyle biliyorum."
YûsufYûsuf﴾87﴿ Ey oğullarım! Gidin de Yûsuf’u ve kardeşini iyice araştırın, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü inkâr edenlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!”"
YûsufYûsuf﴾88﴿ Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde dediler ki: “Ey Aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz, az bir bedel ile geldik. Yine de bize talebimizi karşılayacak kadar ver; bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah bağış yapanları mükâfatlandırır.”"
YûsufYûsuf﴾89﴿ Yûsuf, “Siz, cahilliğiniz yüzünden Yûsuf ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor musunuz? dedi."
YûsufYûsuf﴾90﴿ “Yoksa sen, gerçekten sen Yûsuf musun?” diye sordular. O da “Evet” dedi, “Ben Yûsufum, bu da kardeşim. Allah bize iyilik etti. Kim Allah’tan korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah güzel davrananların mükâfatını zayi etmez.”"
YûsufYûsuf﴾91﴿ Dediler ki: “Allah’a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.”"
YûsufYûsuf﴾92﴿ Yûsuf şöyle dedi: “Bugün yaptıklarınız yüzünüze vurulmayacak, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir."
YûsufYûsuf﴾93﴿ Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, gözleri görecek duruma gelir. Bütün ailenizi de bana getirin.”"
YûsufYûsuf﴾94﴿ Kafile Mısır’dan ayrılınca babaları, “Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum!” dedi."
YûsufYûsuf﴾95﴿ Yanındakiler ise, “Vallahi sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler."
YûsufYûsuf﴾96﴿ Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz Ya‘kūb tekrar görür hale geldi. Dedi ki: “Ben size, ‘Allah tarafından sizin bilmediklerinizi bilirim’ demedim mi?”"
YûsufYûsuf﴾97﴿ “Ey babamız! Bizim günahlarımızın affını dile! Çünkü biz gerçekten hata ettik” dediler."
YûsufYûsuf﴾98﴿ Ya‘kūb, “Sizin için biraz sonra rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O çok bağışlayan, pek esirgeyendir” dedi."
YûsufYûsuf﴾99﴿ Yûsuf’un yanına girdiklerinde anne babasını bağrına bastı ve “Allah’ın izniyle Mısır’a güven içinde girin” dedi."
YûsufYûsuf﴾100﴿ Anne babasını makamına çıkardı. Hepsi onun huzurunda yere kapandılar; Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte daha önce gördüğüm rüyanın mânası buymuş; rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu rabbim bana lutuflarda bulundu: Beni zindandan çıkardı, sizi çölden (çıkarıp buraya) getirdi, üstelik şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra! Şüphesiz rabbim dilediğine çok lütufkârdır. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.”"
YûsufYûsuf﴾101﴿ “Ey rabbim! Bana iktidar verdin ve bana rüyaların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da âhirette de beni yönetip himaye eden sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat!”"
YûsufYûsuf﴾102﴿ İşte bu kıssa, gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar, tuzak kurmak üzere ittifak ettikleri zaman, sen onların yanında değildin."
YûsufYûsuf﴾103﴿ Sen ne kadar inanmalarını istesen de insanların çoğu inanmazlar."
YûsufYûsuf﴾104﴿ Halbuki sen bunun karşılığında onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kur’an herkes için ancak bir hatırlatma ve öğüttür."
YûsufYûsuf﴾105﴿ Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki onlar bu delillerden yüz çevirerek geçip giderler."
YûsufYûsuf﴾106﴿ Onların çoğu ortak koşmadan Allah’a iman etmezler."
YûsufYûsuf﴾107﴿ Allah tarafından onlara kuşatıcı bir azabın gelmesi veya onlar farkında olmaksızın kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini güvende mi hissediyorlar?"
YûsufYûsuf﴾108﴿ De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben, ne yaptığımı bilerek Allah’a çağırıyorum; ben ve bana uyanlar (bunu yapıyoruz). Allah’ı ortaklardan tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim."
YûsufYûsuf﴾109﴿ Senden önce de şehir halkı içinden seçip kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber göndermedik. İnkârcılar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Günahtan sakınanlar için âhiret yurdu elbette daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?"
YûsufYûsuf﴾110﴿ Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalancı sayıldıklarını anladıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. Fakat, suça gömülmüş olanlardan azabımız geri çevrilmez."
YûsufYûsuf﴾111﴿ Andolsun onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir; fakat o, kendinden öncekiler için onay, her şey için detaylı açıklama, iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir."
SâffâtYûnus﴾139﴿ Kuşkusuz Yûnus da elçilerimizdendi."
SâffâtYûnus﴾140﴿ Vaktiyle o, yüklü bir tekneyle ülkesinden kaçmıştı."
SâffâtYûnus﴾141﴿ Kur’aya girdi ve kaybedenlerden oldu."
SâffâtYûnus﴾142﴿ Kendisini (büyük bir) balık yuttu. Doğrusu o (bundan önce) kınanacak bir iş yapmıştı."
SâffâtYûnus﴾143-144﴿ Eğer o, Allah’ın şanını yüceltenlerden olmasaydı kıyamete kadar balığın karnında kalacaktı."
SâffâtYûnus﴾145﴿ Sağlığı bozulmuş olarak onun ıssız bir kıyıya bırakılmasını sağladık;"
SâffâtYûnus﴾146﴿ Üstüne (gölge yapması için) kabak türünden bir bitki bitirdik."
SâffâtYûnus﴾147﴿ Bir defa daha onu yüz bin ya da daha fazla kişiye elçi olarak gönderdik."
SâffâtYûnus﴾148﴿ Bu defa onlar iman ettiler, biz de kendilerini belirli bir vakte kadar nimetlerimizle yaşattık."
YûnusYûnus﴾98﴿ Keşke (o helâk edilen beldelerden) bir belde halkı iman edip de imanı kendisine yarar sağlasaydı! Ama Yûnus’un kavmi hariç. Nitekim onlar iman edince dünya hayatındaki zillet azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerine belirli bir süreye kadar yaşama imkânı vermiştik."
YûnusYûnus﴾99﴿ Eğer rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi topluca iman ederdi. Hal böyleyken, mümin olsunlar diye sen tutup insanları zorlayacak mısın!"
YûnusYûnus﴾100﴿ Allah’ın izni olmadıkça hiç kimsenin inanması mümkün değildir. O, akıllarını kullanmayanları inkâr bataklığında bırakır."
YûnusYûnus﴾101﴿ De ki: “Bir bakın da görün, göklerde ve yerde neler var?” Fakat iman etmeyecek topluma ne o kanıtların ne de uyarıların yararı olabilir."
YûnusYûnus﴾102﴿ Aslında onlar kendilerinden önce gelip geçenlerin günlerinin benzerini beklemekteler. De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber bekliyorum!”"
YûnusYûnus﴾103﴿ Sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyle; inananları kurtarmak bize düşer."
YûnusYûnus﴾104﴿ De ki: “Ey insanlar! Eğer benim dinim hakkında şüpheniz varsa bilin ki sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza ben tapmam; ben ancak, sizin hayatınızı sona erdirecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emredildi.”"
YûnusYûnus﴾105﴿ “Ve yüzünü hak dine çevir, sakın müşriklerden olma!” buyuruldu."
YûnusYûnus﴾106﴿ Allah’ı bırakıp sana yararı da zararı da olmayan varlıklara tapma; bunu yaparsan, kuşkusuz kendine yazık edenlerden olursun."
YûnusYûnus﴾107﴿ Allah sana bir zarar verecek olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. O senin hakkında bir iyilik dilerse onun lutfunu engelleyebilecek de yoktur. Bunu kullarından dilediğine nasip eder. Bağışlayan ve esirgeyen O’dur."
YûnusYûnus﴾108﴿ De ki: “Ey insanlar! İşte size rabbinizden gerçek gelmiştir. Artık kim doğru yolu tutarsa kendi lehine bu yolu seçmiş, kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Ben sizin adınıza hareket edecek değilim.”"
YûnusYûnus﴾109﴿ Sana ne vahyedilirse ona uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
Lokmân Lokmân ﴾12﴿ Andolsun ki vaktiyle Lokmân’a şu hikmeti vermiştik: “Allah’a şükret, O’na şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük eden de bilmelidir ki Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O her türlü övgüye lâyıktır.”"
Lokmân Lokmân ﴾13﴿ Lokmân oğluna öğüt verirken ona şöyle dedi: “Sevgili oğlum! Allah’a ortak koşma; çünkü O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır.”"
Lokmân Lokmân ﴾14﴿ Biz insana anne babasıyla ilgili öğütler verdik. Annesi, güçten kuvvetten düşerek onu karnında taşımıştır; çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bunun için (ey insan), hem bana hem anne babana minnet duymalısın; sonunda dönüş yalnız banadır."
Lokmân Lokmân ﴾15﴿ Eğer anne baban, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa bu durumda onlara uyma ama yine de onlara dünyada iyi davran; yüzünü ve özünü bana çevirenlerin yolunu izle. Sonunda dönüşünüz yalnız banadır. O zaman yapıp ettiklerinizin sonucunu size bildireceğim."
Lokmân Lokmân ﴾16﴿ Lokmân, “Sevgili oğlum” (dedi), “Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklansa veya göklerde yahut yerin dibinde bulunsa yine de Allah onu açığa çıkarır. Kuşkusuz Allah her şeyi bütün gizlilikleriyle bilir, O her şeyden haberdardır.”"
Lokmân Lokmân ﴾17﴿ “Yavrucuğum, namazını özenle kıl, iyi olanı emret, kötü olana karşı koy, başına gelene sabret. İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir.”"
Lokmân Lokmân ﴾18﴿ “Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez.”"
Lokmân Lokmân ﴾19﴿ “Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini yükseltme; çünkü seslerin en çirkini eşeğin ­anırmasıdır.”"
TâhâMûsâ﴾9﴿ Mûsâ ile ilgili bilgi sana erişti mi?"
TâhâMûsâ﴾10﴿ Hani o bir ateş görmüş ve ailesine şöyle demişti: “Siz bekleyin, (şu uzakta) bir ateş bulunduğunu farkettim; belki ondan size bir kor parçası getiririm veya ateşin başında bir kılavuz bulurum.”"
TâhâMûsâ﴾11﴿ Onun yanına geldiğinde kendisine “ey Mûsâ!” diye seslenildi."
TâhâMûsâ﴾12﴿ “İyi bil ki ben, evet yalnız ben senin rabbinim; artık pabuçlarını çıkar, çünkü şu anda kutsal vadide, Tuvâ’dasın."
TâhâMûsâ﴾13﴿ Ben seni seçtim, şimdi vahyedilecek olana kulak ver."
TâhâMûsâ﴾14﴿ Kuşkusuz ben, yalnız ben Allahım. Benden başka tanrı yoktur. O halde bana kulluk et, beni hatırında tutmak için namazı kıl.”"
TâhâMûsâ﴾15﴿ “Onun vaktini herkesten gizlemiş olsam da, her bir kişinin yapıp ettiğinin karşılığını görmesi için kıyamet mutlaka gelecektir.”"
TâhâMûsâ﴾16﴿ “Ona inanmayan ve kendi tutkularının peşinden gidenler sakın seni ona inanmaktan alıkoymasın, sonra sen de helâk olursun!"
TâhâMûsâ﴾17﴿ Nedir o sağ elindeki, ey Mûsâ?”"
TâhâMûsâ﴾18﴿ Dedi ki: “O benim asâmdır. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim, ona başkaca ihtiyaçlarım da var.”"
TâhâMûsâ﴾19﴿ Allah buyurdu: “Onu yere at ey Mûsâ!”"
TâhâMûsâ﴾20﴿ Hemen attı. Bir de ne görsün, o akıp giden bir yılan oluvermiş!"
TâhâMûsâ﴾21﴿ Allah, “Tut onu ve korkma, biz onu hemen eski haline döndüreceğiz” buyurdu."
TâhâMûsâ﴾22﴿ “Şimdi de elini koynuna sok, bir hastalık yüzünden olmaksızın, bir başka mûcize olarak elin bembeyaz çıkacaktır."
TâhâMûsâ﴾23﴿ Böylece sana büyük mûcizelerimiz­den bir kısmını göstermiş olalım."
TâhâMûsâ﴾24﴿ Firavun’a git, çünkü o sınırı çok aştı.”"
TâhâMûsâ﴾25﴿ Mûsâ “Rabbim!” dedi, “Gönlüme ferahlık ver."
TâhâMûsâ﴾26﴿ İşimi bana kolaylaştır."
TâhâMûsâ﴾27﴿ Dilimden düğümü çöz,"
TâhâMûsâ﴾28﴿ Ki sözümü iyi anlasınlar."
TâhâMûsâ﴾29﴿ Yakınlarımdan birini bana yardımcı ver."
TâhâMûsâ﴾30﴿ Kardeşim Hârûn’u."
TâhâMûsâ﴾31﴿ Onunla gücümü pekiştir."
TâhâMûsâ﴾32﴿ Onu da görevime ortak et."
TâhâMûsâ﴾33﴿ Ta ki seni bol bol tesbih edelim."
TâhâMûsâ﴾34﴿ Ve seni çok analım."
TâhâMûsâ﴾35﴿ Kuşkusuz sen bizi görmektesin.”"
TâhâMûsâ﴾36﴿ Allah buyurdu: “Ey Mûsâ! Dileğin kabul edildi."
TâhâMûsâ﴾37﴿ Zaten sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk."
TâhâMûsâ﴾38﴿ Hani annene şunu vahyetmiştik:"
TâhâMûsâ﴾39﴿ Onu sandığa koy ve ırmağa bırak; böylece ırmak onu kıyıya çıkarsın ve benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Mûsâ!) Senin üzerine kendimden bir sevgi bıraktım ki (sevilesin), nezâretim altında büyütülüp yetiştirilesin."
TâhâMûsâ﴾40﴿ Hani kız kardeşin onlara gidip de, ‘Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?’ diyordu. Nihayet gözü gönlü şen olsun ve kederlenmesin diye seni annene kavuşturduk. Ve birisini öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış, ardından da seni ciddi sınavlardan geçirmiştik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkının arasında kaldın, sonra mukadder olduğu üzere buraya geldin, ey Mûsâ!"
TâhâMûsâ﴾41﴿ Ben seni kendim için seçip yetiştirdim.”"
TâhâMûsâ﴾42﴿ “Sen ve kardeşin mûcizelerimle gidin; beni anmakta gevşeklik göstermeyin."
TâhâMûsâ﴾43﴿ İkiniz beraber Firavun’a gidin, çünkü o sınırı çok aştı."
TâhâMûsâ﴾44﴿ Yine de ona söyleyeceklerinizi yumuşak bir üslûpla söyleyin, ola ki aklını başına toplar veya içine bir korku düşer.”"
TâhâMûsâ﴾45﴿ “Ey rabbimiz!” dediler, “Doğrusu onun bize karşı ileri gitmesinden veya daha da azmasından endişe ediyoruz.”"
TâhâMûsâ﴾46﴿ Allah buyurdu: “Korkmayın, bilin ki ben sizinle beraberim; işitirim, görürüm."
TâhâMûsâ﴾47﴿ Ona gidip deyin ki: Biz senin rabbinin elçileriyiz. Artık İsrâiloğulları’nı bırak bizimle gelsinler. Onlara eziyet etme. Sana rabbinden bir mûcize getirdik. Esenlik doğru yolu izleyenlerin olacaktır."
TâhâMûsâ﴾48﴿ Bize vahyolunmuştur ki azap, asıl, (peygamberleri) yalanlayıp yüz çevirenlerin başına gelecektir.”"
TâhâMûsâ﴾49﴿ Firavun, “Sizin rabbiniz de kimmiş ey Mûsâ?” dedi."
TâhâMûsâ﴾50﴿ Mûsâ, “Bizim rabbimiz her şeye özüyle ve biçimiyle varlık veren, sonra da işin yolunu yordamını gösterendir” diye cevap verdi."
TâhâMûsâ﴾51﴿ Firavun “peki” dedi, “Gelip geçen nesillerin durumu ne olacak?”"
TâhâMûsâ﴾52﴿ Mûsâ, “Onlar hakkındaki bilgi rabbimin katındaki bir kitaptadır; rabbim ne yanılır ne unutur” dedi."
TâhâMûsâ﴾53﴿ Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, onda size yollar açan ve gökten su indiren O’dur. Onunla her çeşitten çift çift bitkiler çıkardık."
TâhâMûsâ﴾54﴿ Kendiniz yiyin, hayvanlarınızı da otlatın. Kuşkusuz bunlarda akıl sahiplerinin çıkaracağı dersler vardır."
TâhâMûsâ﴾55﴿ Sizi ondan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve sonra oradan bir defa daha çıkaracağız."
TâhâMûsâ﴾56﴿ Andolsun ona bütün kanıtlarımızı gösterdik; fakat o yalan saydı ve kabule yanaşmadı."
TâhâMûsâ﴾57﴿ Dedi ki: “Ey Mûsâ! Yaptığın sihirle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?"
TâhâMûsâ﴾58﴿ Biz de sana benzeri bir sihirle mutlaka karşılık vereceğiz. Şimdi sen, aramızda -senin de bizim de caymayacağımız- uygun bir yerde bir buluşma zamanı belirle.”"
TâhâMûsâ﴾59﴿ Mûsâ, “Buluşma zamanınız şenlik günü ve ahalinin toplanacağı kuşluk vakti olsun” dedi."
TâhâMûsâ﴾60﴿ Bunun üzerine Firavun dönüp gitti; bütün tedbirlerini aldı, sonra (sihirbazlarıyla) geldi."
TâhâMûsâ﴾61﴿ Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa ağır bir ceza ile kökünüzü kazır; iftira eden mutlaka perişan olur.”"
TâhâMûsâ﴾62﴿ Bunun üzerine yapacakları işi aralarında tartıştılar ve konuşmalarını gizli tutmaya çalıştılar."
TâhâMûsâ﴾63﴿ Şöyle diyorlardı: “Bunlar sizi sihirleriyle yurdunuzdan çıkarmak ve tuttuğunuz örnek yolu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdan başka bir şey değil!"
TâhâMûsâ﴾64﴿ O halde siz de bütün hilelerinizi birleştirin ve saf düzeninde gelin. Bugün üstün gelen kendini kurtarmıştır.”"
TâhâMûsâ﴾65﴿ Dediler ki: “Ey Mûsâ! Ya sen at, yahut ilk atan biz olalım.”"
TâhâMûsâ﴾66﴿ O “Hayır, siz atın” dedi. Bir de baktı ki, onların ipleri ve sopaları yaptıkları sihirden ötürü kendisine doğru akıp geliyor gibi görünüyor!"
TâhâMûsâ﴾67﴿ Mûsâ birden içinde bir korku duydu."
TâhâMûsâ﴾68﴿ “Korkma!” dedik, “Üstün gelecek olan kesinlikle sensin."
TâhâMûsâ﴾69﴿ Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yalayıp yutsun; onların yaptığı sihirbaz hilesinden ibaret. Sihirbaz ise amacı ne olursa olsun başarıya ulaşamaz.”"
TâhâMûsâ﴾70﴿ Sonunda sihirbazlar secdeye kapandılar ve “Biz Mûsâ ile Hârûn’un rabbine iman ettik” dediler."
TâhâMûsâ﴾71﴿ Firavun şöyle çıkıştı: “Ben size izin vermeden ona inandınız öyle mi? Anlaşılıyor ki o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ama ahdim olsun ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece hangimizin cezasının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu anlayacaksınız!”"
TâhâMûsâ﴾72﴿ Onlar şu cevabı verdiler: “Bize gelen bunca apaçık kanıtlara ve bizi yaratana karşı asla seni tercih edemeyiz. Artık sen neye hükmedeceksen et; ama sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin."
TâhâMûsâ﴾73﴿ Hatalarımızdan ve bize zorla yaptırdığın sihirden ötürü bizi bağışlaması için rabbimize kesin olarak iman ettik. Hayırlı ve sürekli olan Allah’tır.”"
TâhâMûsâ﴾74﴿ Kim rabbine günahkâr haliyle varırsa, bilsin ki cehennem onu beklemektedir; orada ne ölür ne de düzgün yaşar."
TâhâMûsâ﴾75﴿ Dünya ve âhirete yararlı işler yapmış bir mümin olarak onun huzuruna çıkan kimseler için ise üstün dereceler vardır."
TâhâMûsâ﴾76﴿ İçinde ebedî olarak kalacakları, altından ırmaklar akan adn cennetleri! İşte günahlardan arınanların ödülü budur."
TâhâMûsâ﴾77﴿ Mûsâ’ya şöyle vahyetmiştik: “Kullarımı geceleyin yola çıkar, yetişecekler diye korku ve endişe duymaksızın onlara denizde kupkuru bir yol aç.”"
TâhâMûsâ﴾78﴿ Derken Firavun askerleriyle onların peşine düştü, ama deniz onları amansızca sarıverdi."
TâhâMûsâ﴾79﴿ Firavun kavmini saptırmış, doğru yolu göstermemişti."
TâhâMûsâ﴾80﴿ Ey İsrâiloğulları! Böylece sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tûr’un sağ tarafında sizinle sözleştik; size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik."
TâhâMûsâ﴾81﴿ Size rızık olarak verdiğimiz iyi ve temiz şeylerden yiyin ama bunda ölçüyü aşmayın, yoksa gazabıma uğrarsınız; kim gazabıma uğrarsa artık uçuruma yuvarlanmış demektir."
TâhâMûsâ﴾82﴿ Şu da bilinmeli ki, ben tövbe edip yürekten inanan ve iyi işler yapan, sonra da doğru yolda sebat eden kimselere karşı çok bağışlayıcıyım."
TâhâMûsâ﴾83﴿ (Allah buyurdu ki:) “Seni halkından aceleyle ayrılmaya sevkeden neydi ey Mûsâ!”"
TâhâMûsâ﴾84﴿ Şöyle cevap verdi: “Onlar da benim izimdeler; benden hoşnut olasın diye sana gelmekte acele ettim ey rabbim.”"
TâhâMûsâ﴾85﴿ Allah, “Fakat” dedi, “Biz senden sonra kavmini sınadık ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.”"
TâhâMûsâ﴾86﴿ Bunun üzerine Mûsâ öfkeli halde ve hayıflanarak kavmine döndü. Şöyle dedi: “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamış mıydı? Peki size bu süre çok mu uzun geldi, yoksa rabbinizin gazabına uğramak istediniz de onun için mi bana verdiğiniz sözden döndünüz!”"
TâhâMûsâ﴾87﴿ Şöyle cevap verdiler: “Sana verdiğimiz söze bilerek ve isteyerek aykırı davranmış değiliz; fakat şu kavmin (Mısır halkının) ziynet eşyalarından bir kısmını yüklenmiştik, onları (haram diye ateşe) attık; çünkü Sâmirî de aynı şekilde atmıştı.”"
TâhâMûsâ﴾88﴿ Derken onlara böğürebilen bir buzağı heykeli yaptı. (Ona uyanlar) “İşte bu sizin de tanrınız, Mûsâ’nın da tanrısıdır, fakat o bunu unuttu” dediler."
TâhâMûsâ﴾89﴿ Peki görmüyorlar mıydı ki o (heykel) kendilerine bir sözle karşılık veremiyordu, onlara zarar veremediği gibi fayda da sağlayamıyordu!"
TâhâMûsâ﴾90﴿ Gerçek şu ki daha önce Hârûn onlara, “Ey kavmim! Siz bununla sınanmaktasınız; kuşkusuz sizin rabbiniz o rahmândır. O halde bana uyun ve emrime itaat edin” demişti."
TâhâMûsâ﴾91﴿ Şöyle cevap verdiler: “Mûsâ yanımıza dönünceye kadar ona tapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”"
TâhâMûsâ﴾92-93﴿ (Mûsâ dönünce) dedi ki: “Ey Hârûn! Onların saptıklarını gördüğünde beni izlemekten seni alıkoyan neydi? Yoksa emrime isyan mı ettin?”"
TâhâMûsâ﴾94﴿ O şöyle cevap verdi: “Ey anamın oğlu! Sakalımı saçımı çekme. Emin ol ki ben senin, ‘Sözüme riayet etmedin de İsrâiloğulları’nın arasına ayrılık soktun!’ diyeceğinden endişelenmiştim.”"
TâhâMûsâ﴾95﴿ Mûsâ sordu: “Peki senin zorun neydi ey Sâmirî?”"
TâhâMûsâ﴾96﴿ “Ben onların görmediklerini gördüm, bu yüzden elçinin izinden bir avuç avuçladım ve onu attım. Nefsim beni böyle yapmaya itti” diye cevap verdi."
TâhâMûsâ﴾97﴿ (Mûsâ) şöyle dedi: “Haydi git! Artık hayatın boyunca sana düşen ‘Bana dokunmak yok!’ demekten ibarettir. Ve bil ki asla kaçıp kurtulamayacağın bir hesap günü de seni beklemektedir. Şimdi şu tapıp durmakta olduğun tanrına bir bak; biz onu iyice yakacağız, sonra da küllerini denize savuracağız!”"
TâhâMûsâ﴾98﴿ Sizin yegâne tanrınız o Allah’tır ki O’ndan başka ilâh yoktur. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır."
TâhâMûsâ﴾99﴿ İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Kuşkusuz sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik."
TâhâMûsâ﴾100﴿ Kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü ağır bir günah yüklenecektir."
TâhâMûsâ﴾101﴿ Ebedî olarak o yükün altında kalacaklardır. Kıyamet günü bu onlar için ne kötü bir yüktür!"
TâhâMûsâ﴾102﴿ O gün sûra üfürülür ve günahkârları o gün gözleri göğermiş olarak toplarız."
TâhâMûsâ﴾103﴿ “On günden fazla kalmadınız” diyerek aralarında fısıldaşırlar."
TâhâMûsâ﴾104﴿ İçlerinden en aklı başında olanı, “Hayır, ancak bir gün kaldınız” der. Halbuki söyledikleri şeyi en iyi biz biliriz."
TâhâMûsâ﴾105﴿ Sana dağları soruyorlar. De ki: “Rabbim onları un ufak edip savuracak."
TâhâMûsâ﴾106﴿ Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak."
TâhâMûsâ﴾107﴿ Orada artık ne bir kıvrım ne de bir tümsek görürsün."
TâhâMûsâ﴾108﴿ O gün herkes çağırıcıya uyar; ondan kaçıp kurtulma imkânı yoktur. Rahmânın heybetinden sesler kısılmıştır; artık çok hafif sesler dışında bir şey işitemezsin."
TâhâMûsâ﴾109﴿ O gün -rahmânın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseler müstesna- şefaatin bir yararı olmaz."
TâhâMûsâ﴾110﴿ Onların önlerinde ve arkalarında olanı O bilir. Onların bilgisi ise O’nu kuşatamaz."
TâhâMûsâ﴾111﴿ Diri ve her şeyin varlığı kendine bağlı olan Allah’ın huzurunda yüzler (başlar) hicapla eğilmiştir; zulmü yüklenmiş olan ise hüsrana uğramıştır."
TâhâMûsâ﴾112﴿ Mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı iyi işler yapan kimseye gelince, o ne büsbütün, hatta ne de kısmen haksızlığa uğramaktan korkar."
TâhâMûsâ﴾113﴿ İşte, sakınsınlar yahut hatırlamalarını sağlasın diye onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda uyarılarımıza tekrar tekrar yer verdik."
TâhâMûsâ﴾114﴿ Gerçekliğinde şüphe bulunmayan, her şeye hükümran olan Allah yüceler yücesidir. Sana vahyi tamamlanmadan Kur’an’ı okumada aceleci davranma ve “Rabbim! İlmimi arttır” de."
Nisa﴾163﴿ Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Ya‘kūb’a, torunlara, Îsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a vahyettik. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik."
BakaraDâvûd﴾246﴿Mûsâ’dan sonra İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” dediklerinde o, “Üzerinize savaş farz kılındığında savaşmayacağınızdan korkarım” cevabını verdi. “Yurtlarımızdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımız halde Allah yolunda savaşmayıp da ne yapacağız?” dediler. Üzerlerine savaş farz kılınınca da, içlerinden azı müstesna, yüz çeviriverdiler. Allah zalimleri iyi bilmektedir."
BakaraDâvûd﴾247﴿ Peygamberleri onlara “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık iken ve ona servet bakımından bir zenginlik de verilmemişken onun üzerimize hükümdarlığı nasıl olur?” dediler. Peygamber “Allah onu sizin için seçti, kendisini ilimde ve bedende daha güçlü kıldı” dedi. Allah mülkünü dilediğine verir ve Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır, her şeyi bilir."
BakaraDâvûd﴾248﴿Peygamberleri onlara “O’nun hükümdarlığının alâmeti, içinde rabbinizden bir sekînet, Mûsâ ve Hârûn ailelerinin bıraktıklarından bir bakiye bulunan ve meleklerin taşıdığı sandığın size gelmesidir” dedi. Gerçekten inanıyorsanız bilin ki, bunda sizin için büyük bir işaret vardır."
BakaraDâvûd﴾249﴿Tâlût askerleriyle birlikte ayrılıp sefere çıkınca, “Allah muhakkak sizi bir nehirle imtihan edecek; kim ondan içerse benden değildir, -eliyle bir avuç alan müstesna- ondan tatmayan da bendendir” dedi. İçlerinden pek azı dışındakiler ondan içtiler. Kendisi ve onunla beraber inananlar nehri geçince “Bugün Câlût’a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok” dediler. Allah’a kavuşacaklarını umanlar ise, “Nice az birlik vardır ki, Allah’ın izniyle sayıca çok birliği yenmişlerdir, Allah sabredenlerle beraberdir” dediler."
BakaraDâvûd﴾250﴿Câlût ve askerlerinin karşısına çıkınca da “Rabbimiz! Bizi sabırla donat, bize sebat ver ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!” diye niyazda bulundular."
BakaraDâvûd﴾251﴿﴿ Sonunda Allah’ın izniyle onları yendiler, Dâvûd da Câlût’u öldürdü ve Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi, ona dilediği şeyleri öğretti. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulurdu. Fakat Allah’ın âlemler için büyük lütufları vardır."
SâdDâvûd﴾17﴿ Sen, onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla! Yönü hep Allah’a dönüktü."
SâdDâvûd﴾18-19﴿ Dağları onun emrine verdik. Sabah akşam yaratıcılarını tesbih ederlerdi. Toplu halde kuşları da (emrine verdik). Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi."
SâdDâvûd﴾20﴿ Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, kendisine hikmet (peygamberlik) ve anlaşmazlıkları halletme yeteneği vermiştik."
SâdDâvûd﴾21-22﴿ Davalaşanlara dair bilgi sana ulaştı mı? Bu adamlar mâbedin duvarına tırmanıp Dâvûd’un yanına girmişlerdi. Dâvûd onları görünce telâşlanmıştı. “Korkma” dediler, “Birimizin diğerini haksızlık etmekle suçladığı iki davacıyız biz. Aramızda âdil bir hüküm ver; doğruluktan sapma, bize de doğru yolu göster.”"
SâdDâvûd﴾23﴿ “Şu adam benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da bana ver’ dedi ve bu tartışmada bana baskın çıktı.”"
SâdDâvûd﴾24﴿ Dâvûd şöyle dedi: “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana karşı haksızlık etmiştir. Zaten aralarında ortaklık ilişkileri bulunanların çoğu birbirine haksızlık ederler; yalnız iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapmakta olanlar böyle değildir; ama onlar da o kadar az ki!” Dâvûd (böyle bir temsil ile) kendisini sınadığımızı anladı. Bunun üzerine rabbinden kendisini bağışlamasını dileyerek secdeye kapandı ve bütünüyle O’na yöneldi."
SâdDâvûd﴾25﴿ Biz de onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı, güzel bir geleceği vardır."
SâdDâvûd﴾26﴿ “Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzünde halife yaptık; onun için insanlar arasında adaletle hükmet; nefsin isteklerine uyma, sonra seni Allah yolundan saptırır. Kuşkusuz, Allah yolundan sapanlara, hesap verme gününü unutmaları yüzünden çok ağır bir azap vardır.”"
SâdDâvûd﴾27﴿ Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden vay o inkârcıların başına geleceklere!"
SâdDâvûd﴾28﴿ Yoksa iman edip dünya ve âhirete yararlı işler yapanları yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir mi tutacaktık? Yahut günah işlemekten sakınanları günaha batanlar gibi mi sayacaktık?"
SâdDâvûd﴾29﴿ Bu bir mübarek kitaptır ki onu sana, insanlar âyetleri üzerinde iyice düşünsünler, akıl iz‘an sahipleri ondan dersler, öğütler alsınlar diye indirdik."
SâdDâvûd﴾30﴿ Biz Dâvûd’a Süleyman’ı armağan ettik. O ne iyi kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü."
NemlSüleyman﴾15﴿ Şüphesiz biz Dâvûd’a ve Süleyman’a da bir ilim verdik. “Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun!” dediler."
NemlSüleyman﴾16﴿ Süleyman Dâvûd’un yerine geçti. Dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden gerektiği kadar verildi. Doğrusu bu apaçık bir lutuftur.”"
SâdSüleyman﴾31-32﴿ Bir gün akşama doğru alımlı, soylu koşu atları önüne getirildiğinde, “Ben malı (atları), rabbimi hatırlattığı için sevdim” dedi. Derken (güneş batınca) onlar karanlığın perdesiyle gizlendi."
SâdSüleyman﴾33﴿ (Daha sonra) “Onları bana geri getirin” dedi; bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı."
SâdSüleyman﴾34﴿ Andolsun biz Süleyman’ı bir sınavdan geçirmiş, tahtının üstüne bir ceset koymuştuk; sonra o bize yöneldi;"
SâdSüleyman﴾35-38﴿ “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik."
SâdSüleyman﴾39﴿ “Bu bizim bağışımızdır; hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut” (dedik)."
SâdSüleyman﴾40﴿ Kuşkusuz onun katımızda yüksek bir yakınlık derecesi ve güzel bir geleceği vardır."
SâdEyyûb’u﴾41﴿ Kulumuz Eyyûb’u da an. O, rabbine, “Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye seslenmişti."
SâdEyyûb’u﴾42﴿ “Ayağını yere vur (dedik), işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su!”"
SâdEyyûb’u﴾43﴿ Tarafımızdan bir rahmet ve akıl iz‘an sahipleri için de anılacak bir örnek olmak üzere ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha bağışladık."
SâdEyyûb’u﴾44﴿ (Bir yemini vardı.) “Eline bir demet bitki sapı alıp onunla vur ve böylece yeminini yerine getirmiş ol” (dedik). Gerçekten biz onu sıkıntılara dayanıklı bulduk. O ne güzel bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü."
Sâdİsmail-Elyesa-Zülkif﴾48﴿ İsmâil’i, Elyesa‘ı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de iyi kimselerdir."
Sâdİsmail-Elyesa-Zülkif﴾49-50﴿ Bu bir hatırlatmadır. Kuşkusuz Allah’a itaatsizlikten sakınanlara çok güzel bir gelecek, kapıları kendilerine ardına kadar açılacak adn cennetleri vardır."
MeryemZekeriyyâ﴾2﴿ Bu, rabbinin Zekeriyyâ kuluna lutfettiği rahmetin anlatımıdır."
MeryemZekeriyyâ﴾3﴿ Hani o, alçak sesle rabbine yalvarmıştı."
MeryemZekeriyyâ﴾4﴿ “Rabbim!” demişti, “Benim kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Ben sana ettiğim dualarda hiç eli boş dönmedim."
MeryemZekeriyyâ﴾5-6﴿ Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum; karım da kısırdır. Tarafından bana yerimi alacak bir halef ver; o, Ya‘kūb hânedanına da vâris olsun; rabbim, onu rızana erdir!”"
MeryemZekeriyyâ﴾7﴿ Allah buyurdu ki: “Ey Zekeriyyâ! Biz sana Yahyâ adında bir oğul müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermedik.”"
MeryemZekeriyyâ﴾8﴿ Zekeriyyâ, “Rabbim!” dedi. “Karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?”"
MeryemZekeriyyâ﴾9﴿ “Orası öyle” dedi ve buyurdu ki rabbin: “O bana kolaydır; daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım.”"
MeryemZekeriyyâ﴾10﴿ Zekeriyyâ, “Rabbim! Öyle ise bana bir işaret ver” dedi. Allah, “Sana işaret, tam üç gün insanlarla konuşamamandır” buyurdu."
MeryemZekeriyyâ﴾11﴿ Bunun üzerine Zekeriyyâ, mâbedden kavminin karşısına çıkarak onlara, özel bir işaret diliyle, “Sabah akşam Allah’ı tesbih edin” dedi."
MeryemYahyâ﴾12﴿ “Ey Yahyâ! Kitaba var gücünle sarıl!” dedik ve ona henüz çocukken hikmeti verdik."
MeryemYahyâ﴾13﴿ Ayrıca katımızdan ona şefkat ve ruh temizliği de (verdik). O, kötülükten çok sakınan biriydi."
MeryemYahyâ﴾14﴿ Anne babasına çok iyi davranırdı; zorba ve âsi değildi."
MeryemYahyâ﴾15﴿ Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden hayata döndürüleceği gün ona selâm olsun."
MeryemMeryem﴾16﴿ Kitapta Meryem’i de okuyup an. Hani o, evinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti."
MeryemMeryem﴾17﴿ Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, ona ruhumuzu gönderdik; ruh ona tam bir insan şeklinde göründü."
MeryemMeryem﴾18﴿ Meryem, “Beni senden koruması için çok esirgeyici olan Allah’a sığınıyorum! Eğer Allah’tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma)” dedi"
MeryemMeryem﴾19﴿ Melek, “Ben ancak sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için rabbin tarafından gönderilmiş bir elçiyim” dedi."
MeryemMeryem﴾20﴿ Meryem, “Ben iffetsiz olmadığım ve bana bir erkek eli bile değmediği halde nasıl çocuğum olur?” dedi."
MeryemMeryem﴾21﴿ Melek cevap verdi: “Orası öyle; ancak rabbin buyurdu ki: O bana kolaydır. Biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, kararlaştırılmış bir iştir.”"
MeryemMeryem﴾22﴿ Derken Meryem ona hamile kaldı, işte bu sebeple karnında bebeği ile uzak bir yere çekildi."
MeryemMeryem﴾23﴿ Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine getirdi. Meryem, “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!” dedi."
MeryemMeryem﴾24﴿ Aşağısından biri ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin altında bir su kaynağı yaratmıştır."
MeryemMeryem﴾25﴿ (Şu) hurma ağacını da kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma ­dökülsün."
MeryemMeryem﴾26﴿ Ye iç, gözün aydın olsun! İnsanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok esirgeyici olan Allah’a adakta bulundum; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”"
MeryemMeryem﴾27﴿ Sonra çocuğu kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!"
MeryemMeryem﴾28﴿ Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam, annen de iffetsiz değildi.”"
MeryemMeryem﴾29﴿ Bunun üzerine Meryem çocuğu işaret etti. “Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler."
MeryemMeryem﴾30﴿ Cevabı çocuk verdi: “Ben Allah’ın kuluyum; O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı."
MeryemMeryem﴾31-32﴿ Nerede olursam olayım, o beni kutlu ve bereketli kıldı; yaşadığım sürece bana namazı, zekâtı ve anneme saygılı olmayı emretti; beni zorba ve isyankâr yapmadı."
MeryemMeryem﴾33﴿ Doğduğum gün, öleceğim gün ve yeniden hayata döndürüleceğim gün esenlik benimle olacaktır.”"
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾34﴿ İşte Meryem oğlu Îsâ bu; şüpheye düşüp tartıştıkları konuda gerçek söz de bu."
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾35﴿ Allah’ın bir evlât edinmesi olacak şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe karar verdiği zaman ona sadece “ol!” der, hemen olur."
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾36﴿ Îsâ şunu da söyledi: “Muhakkak ki Allah, benim de rabbim, sizin de rabbinizdir. O halde O’na kulluk edin, doğru yol budur.”"
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾37﴿ Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne ulaşıldığında, vay o inkârcıların haline!"
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾38﴿ Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün öyle bir işitirler ve öyle bir görürler ki! Ne var ki o zalimler bugün tam bir sapkınlık için­dedirler."
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾39﴿ Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar; o gün onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitecektir."
MeryemMeryem oğlu Îsâ﴾40﴿ Yeryüzü ve onun üzerindekiler sonunda yalnız bize kalır ve hepsi bize dönerler."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾33-34﴿Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesini ve İmrân ailesini seçip âlemlere (bütün yaratılmışlara) üstün kıldı. Allah hakkıyla işitmekte ve bilmektedir."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾35﴿Bir zamanlar İmrân’ın karısı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini kayıtsız şartsız sana adadım, benden kabul buyur; kuşkusuz sensin her şeyi işiten, her şeyi bilen.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾36﴿ Onu doğurunca dedi ki: “Rabbim! Onu kız doğurdum. -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir- erkek de kız gibi değildir. Ben onun adını Meryem koydum, işte ben onu ve soyunu kovulmuş şeytana karşı senin korumana bırakıyorum.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾37﴿Bunun üzerine rabbi ona hüsnükabul gösterdi ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriyyâ’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyyâ onun bulunduğu yere, mâbeddeki odaya her girdiğinde yanında (yeni) bir rızık bulur ve “Ey Meryem! Bu sana nereden?” diye sorar, o da “Allah tarafından” cevabını verirdi. Kuşkusuz Allah dilediğine sayısız rızık verir."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾38﴿Orada Zekeriyyâ rabbine dua edip dedi ki: “Rabbim! Bana tarafından temiz bir nesil ihsan eyle! Kuşkusuz sen duayı işitmektesin.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾39﴿O mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle seslendiler: “Allah’ın bir kelimesini (Hz. İsâ’yı) tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlih kullardan bir peygamber olarak Yahyâ’yı Allah sana müjdeliyor."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾40﴿ Zekeriyyâ ise şöyle dedi: “Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çattığı, üstelik karım da kısır olduğu halde benim nasıl oğlum olabilir?” Buyurdu ki: “İşte böyle; Allah dilediğini yapar.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾41﴿“Rabbim, dedi, bana bir alâmet göster.” Şöyle buyurdu: “Senin için alâmet insanlara üç gün ancak işaretle konuşmandır. Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾42﴿Melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni bütün dünyadaki kadınlara üstün eyledi."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾43﴿ Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, huzurunda eğilenlerle beraber sen de eğil.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾44﴿Bunlar sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kura çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar tartışırken de sen yanlarında değildin."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾45﴿Melekler demişti ki: “Ey Meryem! Allah seni kendisinden bir kelime ile müjdeliyor. Adı Meryem oğlu Îsâ Mesîh’tir, dünyada da âhirette de itibarlı ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾46﴿O hem beşikte iken hem de yetişkin halinde insanlarla konuşacak ve sâlih kişilerden olacak.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾47﴿Dedi ki: “Rabbim! Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur?” Allah buyurdu: “İşte öyle, Allah dilediğini yaratır, bir işin olmasını istedi mi ona sadece ‘ol!’ der, o da oluverir.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾48﴿Rabbin ona yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾49﴿Onu İsrâiloğulları’na elçi olarak gönderecek ve o şöyle diyecek: “Kuşkuya yer yok, işte size rabbinizden bir mûcize ile geldim; size çamurdan kuş biçiminde bir şey yapar ona üflerim, Allah’ın izni ile derhal kuş oluverir; yine Allah’ın izniyle körü ve cüzzamlıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim; ayrıca evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz elbette bunda sizin için bir ibret vardır."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾50﴿ Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınmış olanların bir kısmının sizin için helâl olduğunu bildireyim diye gönderildim ve size rabbimden bir mûcize getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾51﴿Kuşkusuz Allah benim de rabbimdir, sizin de rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte doğru olan yol budur.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾52﴿ Îsâ onlardaki inkârcılığı sezince, “Allah’a giden yolda bana yardımcı olacaklar kimlerdir?” diye sordu. Havâriler cevap verdiler: “Biz Allah için yardımcılarız; Allah’a inandık, şahit ol ki bizler Müslümanlarız.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾53﴿“Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve peygambere tâbi olduk; artık bizi şahitlerle beraber yaz.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾54﴿ (Yahudiler) tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah en iyi tuzak bozucudur."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾55﴿ Allah buyurmuştu ki: “Ey Îsâ! Ben seni vefat ettireceğim, seni katıma yükselteceğim, seni o inkârcılardan arındıracağım ve sana tâbi olanları kıyamet gününe kadar inkâr edenlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte, ayrılığa düşüp durduğunuz hususlarda aranızda hükmü o zaman ben vereceğim.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾56﴿ “İnkâr edenleri dünyada da âhirette de şiddetli bir azaba çarptıracağım; onların hiç yardımcıları da olmayacak.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾57﴿ İman edip dünya ve âhirete faydalı işler yapanlara gelince, Allah onlara mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾58﴿ İşte bu sana okuduğumuz apaçık delillerdir, hikmet dolu sözlerdir."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾59﴿ Allah nezdinde Îsâ’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Onu topraktan var etti; sonra ona “ol” dedi ve oluverdi."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾60﴿Gerçek, rabbinden gelendir. Öyle ise kuşkulananlardan olma."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾61﴿Sana gelen bu bilgiden sonra her kim bu konuda seninle tartışmaya kalkışırsa, de ki: “Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da Allah’ın lâneti yalancıların üzerine olsun diye dua edelim.”"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾62﴿İşte bunlar gerçek haberlerdir. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾63﴿Eğer yine yüz çevirirlerse, kuşkusuz Allah bozguncuları çok iyi bilmektedir."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾64﴿De ki: “Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab edinmesin.” Eğer yine yüz çevirirlerse, “Şahit olun ki biz Müslümanlarız” deyin."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾65﴿Ey Ehl-i kitap! İbrâhim hakkında niçin tartışırsınız? Oysa Tevrat da İncil de kesinlikle ondan sonra indirildi. Hiç düşünmüyor musunuz?"
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾66﴿İşte siz böylesiniz; hadi hakkında bilginiz olan konuda tartıştınız, fakat hiç bilgi sahibi olmadığınız bir konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾67﴿İbrâhim ne yahudi ne hıristiyan idi; bilâkis o, tek Allah’a inanıp boyun eğmiş birisiydi, müşriklerden de değildi."
Ali-İmranMeryem oğlu Îsâ﴾68﴿ Doğrusu insanların İbrâhim’e en yakın olanı, ona tâbi olanlar, şu Peygamber (Hz. Muhammed) ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾7﴿ Allah’ın üzerinizdeki nimetini, sizden aldığı sağlam ahdini hatırlayın; o zaman, “İşittik ve itaat ettik” demiştiniz. Allah’tan korkun; şüphesiz Allah kalplerin içindekini bilmektedir."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾8﴿ Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾9﴿ Allah, iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara söz vermiştir; onlar için bağışlama ve büyük bir mükâfat vardır."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾10﴿ İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾11﴿ Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir kavim size el uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan korkun! Müminler yalnız Allah’a dayansınlar."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾12﴿ Andolsun ki Allah İsrâiloğulları’ndan söz almıştı. Onlardan on iki de nakîb (temsilci) göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılarsanız, zekâtı verirseniz, peygamberlerime iman eder ve onları desteklerseniz, bir de Allah rızası için borç verirseniz andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi mutlaka altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Artık bundan sonra içinizden kim inkâr ederse kesinlikle doğru yoldan sapmış olur.”"
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾13﴿ Ahidlerini bozdukları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilenlerden (Tevrat) önemli bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı hariç olmak üzere onlardan daima bir hainlik görürsün. Sen yine de onları affet, hoş gör. Çünkü Allah iyilik edenleri sever."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾14﴿ “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam ahidlerini almıştık, ama onlar da kendilerine bildirilenlerden (İncil) önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple aralarına kıyamet gününe kadar sürüp gidecek olan düşmanlığı ve kini soktuk. Allah onlara yapıp ettiklerini ileride haber verecektir."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾15﴿ Ey Ehl-i kitap! Resulümüz kitapta bulunup da gizlemekte olduğunuz birçok şeyi size açıklamak üzere geldi; birçoğunu da açığa vurmuyor. Şüphe yok ki size Allah’tan bir ışık, apaçık bir kitap geldi."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾16﴿ Allah, kendisinin izniyle rızasını arayanları o kitapla kurtuluş yollarına erdirir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları dosdoğru bir yola iletir."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾17﴿ “Allah, Meryem oğlu Mesîh’in kendisidir” diyenler hiç şüphesiz hakikati inkâr etmiş olurlar. De ki: “Eğer Allah, Meryem oğlu Mesîh’i, annesini ve yeryüzünde bulunanların tamamını helâk etmek isterse, kim Allah’ın gücüne karşı durabilir!” Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı Allah’a aittir. O dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir."
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾18﴿ Yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse Allah günahlarınızdan dolayı sizi niçin cezalandırıyor? Doğrusu siz de O’nun yarattığı sıradan insanlarsınız. O, dilediğini bağışlar, dilediğini de cezalandırır. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti Allah’a aittir. Dönüş de yalnız O’nadır.”"
MaideMeryem oğlu Îsâ﴾19﴿ Ey Ehl-i kitap! “Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı geldi” demeyesiniz diye peygamberlerin arası kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklamak üzere elçimiz gelmişti. İşte size müjdeleyici de uyarıcı da geldi. Allah her şeye kādirdir."

Hz. İbrahim'in dinine tebliğ ayetleri

Şûrâ Nuh - İbrahim - Musa - İsa﴾13﴿ O, Nûh’a buyurduklarını, sana vahyettiklerimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya buyurduklarımızı size din kıldı ki o dini ayakta tutasınız, o konuda ayrılığa düşmeyesiniz. Kendilerini davet ettiğin bu din müşriklere ağır geldi. Allah (dini tebliğ için) dilediğini seçer ve kendisine yöneleni doğruya iletir."
Ali-İmranAdem - Nuh - İbrahim -İmran﴾33-34﴿ Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesini ve İmrân ailesini seçip âlemlere (bütün yaratılmışlara) üstün kıldı. Allah hakkıyla işitmekte ve bilmektedir."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾124﴿Vaktiyle rabbi İbrâhim’i bazı sözlerle sınayıp da İbrâhim onları eksiksiz yerine getirince, “Ben seni insanlara önder yapacağım” buyurmuştu. İbrâhim, “soyumdan da” deyince rabbi, “Vaadim zalimleri kapsamaz” buyurdu."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾125﴿O zaman biz o evi insanların gidip gelip ziyaret edecekleri bir makam ve bir güvenlik yeri yaptık. Siz de İbrâhim’in makamından kendinize namaz kılacak bir yer edinin. İbrâhim ve İsmâil’e de, “Tavaf edecekler için, kendini ibadete verecekler, rükû ve secde edecekler için evimi temiz tutun” diye talimat verdik."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾126﴿ İbrâhim, “Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve âhiret gününe inananları da çeşitli ürünlerle rızıklandır” diye dua etmişti. Allah buyurdu ki: “İnkâr edene de az bir süre dünya nimetleri veririm, ama sonunda onu cehennemin azabına sürerim. O ne kötü bir sondur!”"
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾127﴿ İbrâhim İsmâil’le birlikte o evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyordu: “Ey rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾128﴿Ey rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et. Şüphesiz tövbeleri kabul eden, merhameti bol olan yalnız sensin."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾129﴿Soyumuzdan, onlara senin âyetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir elçi çıkar rabbimiz! Çünkü yalnız sensin kudret ve hikmet sahibi.”"
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾130﴿Kendine cahilce kötülük edenden başka kim İbrâhim’in getirdiği dini reddeder? Oysa biz, gerçekten onu dünyada seçkin kıldık; şüphesiz ki o, âhirette de iyiler arasında yer alacaktır."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾131﴿Çünkü rabbi ona, “Bana teslim ol” buyurmuş; o da, “Âlemlerin rabbine teslim oldum” demişti."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾132﴿ İbrâhim de bu dini oğullarına vasiyet etti, Ya‘kūb da. “Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti; öyleyse yalnız O’na teslim olmuş müminler olarak can verin!” (dediler)."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe İnşası﴾133﴿Yoksa Ya‘kūb son nefesini verirken siz orada mıydınız? O sırada Ya‘kūb oğullarına, “Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?” demiş; onlar da “Senin, ataların İbrâhim, İsmâil ve İshak’ın ilâhı olan tek Tanrı’ya kulluk edeceğiz; biz sadece O’na teslim olduk” demişlerdi."
Hacİbrâhim - namaz﴾26﴿ İbrâhim’i Beytullah’ın bulunduğu yere yerleştirdiğimizde de şöyle demiştik: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükûa ve secdeye varanlar için evimi tertemiz tut."
Hacİbrâhim - Hac﴾27﴿ İnsanlara hac ibadetini duyur; gerek yaya olarak gerekse yorgun argın develer üzerinde uzak yollardan gelerek sana ulaşsınlar."
Hacİbrâhim - Kurban﴾28﴿ Böylece kendileri için faydalı olan şeyleri açık seçik görsünler ve Allah’ın onlara rızık olarak verdiği, belirlenen günlerde kesecekleri kurbanlık hayvanlar üzerine O’nun adını ansınlar. Artık onlardan hem kendiniz yiyin hem sıkıntı içindeki yoksulları doyurun."
Hacİbrâhim - Tavaf﴾29﴿ Sonra kalan hac fiillerini tamamlayıp temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve o kadîm evi (Kâbe) tavaf etsinler.”"
Hacİbrâhim - Kurban﴾30﴿ Yapılması gereken işte budur. Kim Allah’ın koyduğu yasaklara saygı gösterirse bu, rabbi katında kendisi için çok hayırlı olur. Size vahiy ile (haramlığı) bildirilenlerin dışındaki hayvanları yemeniz helâl kılınmıştır. Öyleyse pislikten yani putlardan uzak durun ve asılsız sözden de kaçının."
Hacİbrâhim - Kurban﴾31﴿ Bunları, Allah’ın birliğine -şirke sapmadan- iman etmiş olarak yapın. Allah’a ortak koşan kişi, gökten düşüp parçalanan ve kuşların kapıştığı yahut rüzgârın ücra bir yere sürüklediği nesnelerden farksızdır."
Hacİbrâhim - Kurban﴾32﴿ Evet, bu böyledir. Kim Allah’a ait nişânelere saygılı davranırsa, bu kalplerin takvâlı olmasındandır."
Hacİbrâhim - Kurban﴾33﴿ Onlarda sizin için belirli süreye kadar yararlar da vardır. Nihayet varacakları yer o kadîm evdir."
Hacİbrâhim - Kurban﴾34﴿ Biz her ümmete kurban kesmeyi meşrû kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Sonuç itibariyle hepinizin mâbudu tek bir tanrıdır. Şu halde yalnız O’na teslimiyet gösterin. Sen de Allah’ın buyruklarına içtenlikle teslimiyet gösteren kimseleri müjdele!"
Hacİbrâhim - Kurban﴾35﴿ Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri titrer, başlarına gelen musibetlere sabrederler, namazlarını özenle kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar."
Hacİbrâhim - Kurban﴾36﴿ Biz o büyükbaş hayvanları da Allah’ın size nişânelerinden kıldık; sizin için onlarda nice yararlar vardır. Onlar (kesim için) sıraya dizildiklerinde üzerlerine Allah’ın adını anın, cansız halde yere serildiklerinde ise onlardan hem kendiniz yiyin hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen yoksulları doyurun. İşte onları şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik."
Hacİbrâhim - Kurban﴾37﴿ Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvânızdır. İşte Allah onları sizin istifadenize verdi ki size doğru yolu göstermesinden ötürü O’nu tâzimle anasınız. İyilik yolunu tutanları müjdele!"
Hacİbrâhim - Kurban﴾38﴿ Biliniz ki Allah iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah hiçbir haini, hiçbir nankörü sevmez."
NahlHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dini vahyi﴾120﴿ Kuşkusuz İbrâhim, bir tevhid önderi olarak Allah’a gönülden itaat eden iyilik rehberiydi, müşriklerden de değildi."
NahlHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dini vahyi﴾121﴿ Allah’ın nimetlerine şükrederdi; Allah onu seçkin kılmış, doğru yola yöneltmişti."
NahlHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dini vahyi122﴿ Biz İbrâhim’e bu dünyada iyilik verdik; kuşkusuz o, âhirette de sâlihlerden olacaktır."
NahlHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dini vahyi﴾123﴿ Sonra sana, “Tevhid önderi olan ve putperestler arasında yer almamış bulunan İbrâhim’in dinine uy” diye vahyettik."
NahlHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dini vahyi﴾124﴿ Sebt gününün gözetilmesi sadece onun hakkında görüş ayrılığına düşenlere gerekli kılınmıştı. Rabbin kıyamet gününde, ayrılığa düştükleri meseleyle ilgili olarak onların arasında hükmünü verecektir."
NahlHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dini vahyi﴾125﴿ Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarla en güzel yöntemle tartış. Kuşkusuz senin rabbin, yolundan sapanların kim olduğunu en iyi bilendir; O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilir."
En'amHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dine tabi oldum﴾161﴿ De ki: “Şüphesiz rabbim beni doğru yola, sapasağlam bir dine, Allah’ı bir bilen İbrâhim’in dinine iletti.” O, ortak koşanlardan değildi."
En'amHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dine tabi oldum﴾162﴿ De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."
En'amHz. Muhammed'e Hz. İbrahim'in dine tabi oldum﴾163﴿ O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben (hak dine) teslim olanların ilkiyim.”"
BakaraHz. İbrahim'in dini﴾130﴿Kendine cahilce kötülük edenden başka kim İbrâhim’in getirdiği dini reddeder? Oysa biz, gerçekten onu dünyada seçkin kıldık; şüphesiz ki o, âhirette de iyiler arasında yer alacaktır."
BakaraHz. İbrahim'in dini﴾131﴿Çünkü rabbi ona, “Bana teslim ol” buyurmuş; o da, “Âlemlerin rabbine teslim oldum” demişti."
BakaraHz. İbrahim'in dini﴾132﴿ İbrâhim de bu dini oğullarına vasiyet etti, Ya‘kūb da. “Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti; öyleyse yalnız O’na teslim olmuş müminler olarak can verin!” (dediler)."
NisaHz. İbrahim'in dini﴾125﴿ İşini güzel yaparak kendini Allah’a veren ve hanîf olarak İbrâhim’in dinine uyan kimseden kimin dini daha güzel olabilir! Ve Allah İbrâhim’i dost edinmiştir."
BakaraİsrailoğullarıTebliğ﴾40﴿ Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size vaad ettiklerimi vereyim. Asıl bana itaatsizlikten sakının."
BakaraİsrailoğullarıTebliğ﴾41﴿ Elinizdekini (Tevrat) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur’an) iman edin; sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi az bir karşılığa satmayın. Yalnız benden korkun."
BakaraİsrailoğullarıTebliğ﴾122﴿Ey İsrâiloğulları! Geçmişte size verdiğim nimetimi ve sizi diğer topluluklara üstün kıldığımı hatırlayın."
BakaraİsrailoğullarıTebliğ﴾123﴿ Öyle bir günden korkun ki, o gün kimse başkası için bir şey ödeyemez; hiç kimsenin yerine başkası kabul edilmez, kimseye şefaat fayda vermez, onlara asla yardım da yapılmaz."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristyanlara Tebliğ﴾15﴿ Ey Ehl-i kitap! Resulümüz kitapta bulunup da gizlemekte olduğunuz birçok şeyi size açıklamak üzere geldi; birçoğunu da açığa vurmuyor. Şüphe yok ki size Allah’tan bir ışık, apaçık bir kitap geldi."
MaideEhli Kitap - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾19﴿ Ey Ehl-i kitap! “Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı geldi” demeyesiniz diye peygamberlerin arası kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklamak üzere elçimiz gelmişti. İşte size müjdeleyici de uyarıcı da geldi. Allah her şeye kādirdir."
En'amEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾92﴿ Bu (Kur’an), Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾64﴿De ki: “Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab edinmesin.” Eğer yine yüz çevirirlerse, “Şahit olun ki biz Müslümanlarız” deyin."
BakaraHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾135﴿Onlar, “Yahudi veya hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Sen de şöyle de: “Hayır! Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.”"
BakaraHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾136﴿ “Biz Allah’a ve bize indirilene; kezâ İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kūb ve torunlarına indirilenlere; yine Mûsâ ve Îsâ’ya verilenlere ve bütün peygamberlere rableri tarafından gönderilenlere inandık. Onlar arasında ayırım yapmayız; biz O’na teslim olmuşuzdur” deyin."
BakaraHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾137﴿Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa kesinlikle doğru yolu bulmuş olurlar; fakat eğer yüz çevirirlerse bilesin ki bir ayrılıkçılığın içindedirler. O takdirde artık onlara karşı Allah sana yeter; O, işitendir, bilendir."
BakaraHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾138﴿ “Allah’ın boyasıyla boyandık. Boyaca O’ndan daha güzel olan kim vardır? Biz yalnız O’na kulluk ederiz” (deyin)."
BakaraHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾139﴿ De ki: “Allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbiniz olduğu halde O’nun hakkında bizimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmışızdır."
BakaraHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾140﴿Yoksa siz İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kūb ve torunların yahudi yahut hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?” De ki: “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah katından gelmiş olup kendinde bulunan bilgiyi gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
BeyyineHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾5﴿ Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾93﴿ Tevrat indirilmeden önce, İsrâil’in kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceklerin her türlüsü İsrâiloğulları’na helâl idi. De ki: “Doğru söylüyorsanız Tevrat’ı getirip okuyun!”"
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾94﴿ Artık bundan sonra kim Allah hakkında yalan uydurursa işte onlar zalimlerin ta kendileridir."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾95﴿ De ki: “Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyunuz. O müşriklerden değildi.”"
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾96﴿ Gerçek şu ki, insanlar için yapılmış olan ilk ev, âlemlere bir hidayet ve bir bereket kaynağı olan Mekke’deki evdir."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾97﴿Orada apaçık deliller, İbrâhim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾44﴿ Kendilerini Allah’a vermiş olan peygamberlerin ve -Allah’ın kitabını korumaları kendilerinden istendiği için- rablerine teslim olmuş zâhidlerin, bilginlerin yahudiler arasında kendisiyle hükmettikleri, içinde hidayet ve nur bulunan Tevrat’ı elbette biz indirdik. Hepsi onun (hak olduğunun) şahitleri idi. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun da âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾45﴿ Tevrat’ta İsrâiloğulları’na, “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... Yaralamalarda da kısas vardır. Kim kısası bağışlarsa bu kendisi için bir kefâret olur. Ve her kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir” diye yazdık."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾46﴿ Ardından o peygamberlerin yolu üzere, kendinden önce gelmiş olan Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu Îsâ’yı gönderdik. Ona da içinde hidayet ve nur bulunan, kendinden önce gelmiş olan Tevrat’ı tasdik edici, takvâ sahipleri için bir yol gösterici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾47﴿ İncil’e tâbi olanlar da Allah’ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıkların kendi­leridir."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾48﴿ (Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları denetleyici olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾68﴿ De ki: “Ey Ehl-i kitap! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) doğru dürüst uygulamadıkça tuttuğunuz yol yol değildir.” Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun azgınlığını ve inkârcılığını kuşkusuz arttıracaktır. Kâfirler topluluğu yüzünden üzülme."
MaideEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾69﴿ İman edenler, yahudiler, Sâbiîler ve hıristiyanlar, (bunlardan) Allah’a ve âhiret gününe inanıp dünyaya ve âhirete yararlı işler yapanlara korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir."
Ra'd Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾36﴿ Kendilerine kitap verdiğimiz bazı kimseler sana indirilen vahiyden memnun olurlar. Fakat inanç gruplarından onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: “Bana, sadece Allah’a kulluk etmem ve O’na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O’nadır."
AnkebûtEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾46﴿ İçlerinden haksızlığa sapanlar dışında Ehl-i kitap’la mücadelenizi sadece en güzel yolla sürdürün ve deyin ki: “Bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim tanrımız da sizin tanrınız da birdir. Biz O’na teslim olmuşuzdur.”"
AnkebûtEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾47﴿ İşte biz kitabı sana böyle indiriyoruz. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler, şunlardan da (müşrikler) ona inananlar var. Âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez."
Sebe'Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾6﴿ Kendilerine bilgi verilenler, rabbinden sana indirilenin, gerçeğin ta kendisi olduğunu ve çok güçlü, her türlü övgüye lâyık olan Allah’ın yolunu gösterdiğini çok iyi bilirler."
Şûrâ Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾13﴿ O, Nûh’a buyurduklarını, sana vahyettiklerimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya buyurduklarımızı size din kıldı ki o dini ayakta tutasınız, o konuda ayrılığa düşmeyesiniz. Kendilerini davet ettiğin bu din müşriklere ağır geldi. Allah (dini tebliğ için) dilediğini seçer ve kendisine yöneleni doğruya iletir."
Şûrâ Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾14﴿ Onlar (peygamberlerin muhatapları), özellikle kendilerine dine dair bilgi geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden bölünüp parçalandılar. Rabbin tarafından belirli bir süre tanıma sözü verilmemiş olsaydı, aralarında hemen hüküm verilir, iş bitirilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içine düşmüşlerdir."
Şûrâ Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾15﴿ İşte bunun için sen çağrına devam et ve emrolunduğun gibi doğru çizgini sürdür. Onların arzularına uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim ve bana aranızda âdil davranmam emredildi. Allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Sizinle bizim aramızda mesele yok. Allah hepimizi bir araya getirecektir. Dönüş ancak O’nadır.”"
HadîdEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾25﴿ Andolsun biz peygamberlerimizi açık kanıtlarla gönderdik, beraberlerinde kitap ve adalet terazisini de indirdik ki insanlar hakkaniyete uygun davransınlar. Bir de demiri indirdik ki onda büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır. Böylece Allah, görmeden iman ederek kendisine ve peygamberlerine yardım edecekleri ortaya çıkaracaktır. Şüphesiz Allah güçlüdür, üstündür."
HadîdEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾26﴿ Andolsun Nûh’u ve İbrâhim’i elçi olarak gönderdik, onların soyundan gelenlere de peygamberlik ve kitap verdik. Onlardan doğru yolu bulanlar olduğu gibi birçoğu da yoldan çıkmış kimselerdir."
HadîdEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾27﴿ Sonra onların izinden peygamberlerimizi peş peşe gönderdik. Arkalarından Meryem oğlu Îsâ’yı da gönderdik, ona İncil’i verdik, ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Kendilerinin icat ettikleri ruhbanlığa gelince, biz onlara bunu emretmemiştik; sırf Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapmışlardı, ama buna hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik, ama çokları yoldan çıkmışlardır."
HadîdEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾28﴿ Ey iman edenler! Allah’a saygısızlıktan sakının ve resulüne iman edin ki size rahmetinden iki kat versin, aydınlığında yürüyeceğiniz bir nur lutfetsin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."
HadîdEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾29﴿ Böylece Ehl-i kitap’tan olanlar, Allah’ın lütfu üzerinde hiçbir güçlerinin bulunmadığını ve bütün lütfun Allah’ın elinde olup onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lutuf sahibidir."
SaffEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾5﴿ Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Size Allah tarafından gönderilmiş elçi olduğumu gayet iyi bildiğiniz halde ne diye beni üzüyorsunuz?” Onlar eğrilik yapınca Allah da kalplerini eğriltti. Allah günaha saplananları doğruya eriştirmez."
SaffEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾6﴿ Meryem oğlu Îsâ da şöyle demişti: “Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim.” Ama o (Ahmed) kendilerine apaçık kanıtlarla gelince, “Bu (kanıtlar) besbelli bir büyü!” ­dediler."
SaffEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾7﴿ Yalnız Allah’a teslim olmaya çağırılıp dururken Allah hakkında asılsız şeyler yakıştırmaya çalışandan daha büyük haksızlığı kim yapabilir? Allah zalimlere hidayet nasip etmez."
SaffEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾8﴿ İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak!"
SaffEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾9﴿ Müşrikler istemese de, bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye resulünü, doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O’dur."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾64﴿De ki: “Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab edinmesin.” Eğer yine yüz çevirirlerse, “Şahit olun ki biz Müslümanlarız” deyin."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾65﴿Ey Ehl-i kitap! İbrâhim hakkında niçin tartışırsınız? Oysa Tevrat da İncil de kesinlikle ondan sonra indirildi. Hiç düşünmüyor musunuz?"
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾66﴿İşte siz böylesiniz; hadi hakkında bilginiz olan konuda tartıştınız, fakat hiç bilgi sahibi olmadığınız bir konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾67﴿İbrâhim ne yahudi ne hıristiyan idi; bilâkis o, tek Allah’a inanıp boyun eğmiş birisiydi, müşriklerden de değildi."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾68﴿ Doğrusu insanların İbrâhim’e en yakın olanı, ona tâbi olanlar, şu Peygamber (Hz. Muhammed) ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe﴾139﴿ De ki: “Allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbiniz olduğu halde O’nun hakkında bizimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmışızdır."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe﴾140﴿Yoksa siz İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kūb ve torunların yahudi yahut hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?” De ki: “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah katından gelmiş olup kendinde bulunan bilgiyi gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe﴾141﴿ Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz."
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe﴾142﴿İnsanlardan bir kısım sefihler, “Onları şimdiye kadar yöneldikleri kıbleden vazgeçiren sebep nedir?” diyeceklerdir. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. O, dilediğini dosdoğru yola iletir.”"
Bakara İbrâhim İsmâil Kâbe﴾143﴿ İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet yaptık. Biz bu yöneldiğin kıbleyi özellikle resule uyanlarla sırt çevirenleri açıkça ayırt edelim diye belirledik. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelecektir. Allah imanınızı asla zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾1-2﴿ Ehl-i kitap’tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, kendilerine açık kanıt ve Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfaları okuyan bir elçi gelinceye kadar (hakkı inkârcılıktan) ayrılacak değillerdir."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾3﴿ O sayfalarda dosdoğru hükümler yer almaktadır."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾4﴿ Ehl-i kitap ancak kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾5﴿ Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾6﴿ Ehl-i kitap’tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, içinde ebedî olarak kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte halkın en kötüleri onlardır."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾7﴿ İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, halkın en hayırlısı da onlardır."
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾8﴿ Onların rableri katındaki ödülleri, altından ırmaklar akan, içinde devamlı kalacakları adn cennetleridir. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. İşte bu, rabbini sayıp O’ndan korkanlar içindir."
SaffHanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız﴾9﴿ Müşrikler istemese de, bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye resulünü, doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O’dur."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾113﴿ Hepsi bir değildir: Ehl-i kitap’tan öyle bir topluluk var ki, geceleri ibadete durup Allah’ın âyetlerini okur, secdeye kapanırlar."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾114﴿Bunlar Allah’a ve âhiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten menederler ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar iyi kimselerdendir."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾115﴿Ne hayır yaparlarsa bilsinler ki karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kötülükten sakınanları bilir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
EnfâlEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾36﴿ Hak dine inanmayanlar servetlerini, insanları Allah’ın yolundan engellemek için harcarlar, yine harcayacaklar, sonra bu onlara yürek acısı olacak, daha sonra da yenilecekler. İnkâra sapanlar sonunda cehenneme sevkedilecekler."
TevbeEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾29﴿ Ehl-i kitap’tan Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah ve resulünün yasakladığını yasak saymayan ve hak dine uymayan kimselerle, yenilmiş olarak ve kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın."
TevbeEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾33﴿ Bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye resulünü, doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O’dur; müşrikler hoşlanmasalar da!"
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
YûnusEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾104﴿ De ki: “Ey insanlar! Eğer benim dinim hakkında şüpheniz varsa bilin ki sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza ben tapmam; ben ancak, sizin hayatınızı sona erdirecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emredildi.”"
YûnusEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾105﴿ “Ve yüzünü hak dine çevir, sakın müşriklerden olma!” buyuruldu."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
NahlEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾36﴿ Andolsun ki biz her ümmete, “Allah’a kulluk edin, sahte tanrılardan uzak durun” diyen bir elçi gönderdik. Onlardan kimini Allah doğru yola iletti, kimileri de saptırılmayı hak ettiler. Yeryüzünü dolaşın da hak dini yalanlayanların âkıbetinin ne olduğunu görün."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
FetihEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾28﴿ Bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye resulünü doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O’dur. Buna tanık olarak da Allah yeter."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
SaffEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾9﴿ Müşrikler istemese de, bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye resulünü, doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O’dur."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
En'amEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾161﴿ De ki: “Şüphesiz rabbim beni doğru yola, sapasağlam bir dine, Allah’ı bir bilen İbrâhim’in dinine iletti.” O, ortak koşanlardan değildi."
En'amEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾162﴿ De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."
En'amEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾163﴿ O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben (hak dine) teslim olanların ilkiyim.”"
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
HacEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾77﴿ Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye kapanın, rabbinize ibadet edin, dünya ve âhiret için faydalı işler yapın ki kurtuluşa eresiniz."
HacEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾78﴿ Allah yolunda, gerektiği gibi cihad edin. Sizi O seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrâhim’in dininde olduğu gibi. O size hem daha önce hem de bu Kur’an’da “müslümanlar” adını verdi ki peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin mevlânız O’dur. O ne güzel mevlâdır ve ne iyi yardımcıdır."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾135﴿Onlar, “Yahudi veya hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Sen de şöyle de: “Hayır! Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.”"
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾95﴿ De ki: “Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyunuz. O müşriklerden değildi.”"
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
NisaEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾125﴿ İşini güzel yaparak kendini Allah’a veren ve hanîf olarak İbrâhim’in dinine uyan kimseden kimin dini daha güzel olabilir! Ve Allah İbrâhim’i dost edinmiştir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
RûmEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾30﴿ O halde sen hanîf olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BeyyineEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾5﴿ Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
NuhEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾75﴿ Vaktiyle Nûh bize yakarmıştı; biz de ne güzel karşılık vermiştik!"
NuhEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾76﴿ Nitekim kendisini ve ailesini o büyük felâketten kurtardık."
NuhEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾77﴿ Ve yalnız onun soyunu kalıcı kıldık."
NuhEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾3﴿ Ey Nûh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Bilesiniz ki Nûh çok şükreden bir kul idi."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
HacEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾38﴿ Biliniz ki Allah iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah hiçbir haini, hiçbir nankörü sevmez."
HacEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾39﴿ Saldırıya uğrayanlara zulme mâruz kaldıkları için savaş izni verildi. Allah onları muzaffer kılmaya elbette kādirdir."
HacEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾40﴿ Onlar sırf “Rabbimiz Allah’tır” dediklerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmıyla diğer kısmını engellemesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler -ki oralarda Allah’ın adı çokça anılır- yıkılır giderdi. Allah kendi dinine yardım edenlere muhakkak yardım edecektir. Kuşkusuz Allah güçlüdür, mutlak galiptir."
HacEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾41﴿ Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerine bir yerde egemenlik versek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoymaya çalışırlar. İşlerin sonu Allah’a varır."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
NemlEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾91-92﴿ De ki: “Bana, dokunulmaz kıldığı bu şehrin rabbine, yalnız O’na kulluk etmem emredildi; zaten her şey O’na aittir. Bir de bana müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola gelirse yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: “Ben sadece uyarıcılardanım.”"
NemlEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾93﴿ Ve şunu da söyle: “Hamd Allah’a mahsustur. O, işaretlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾81﴿Allah peygamberlerden, “Ben size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekini tasdik eden bir elçi size geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz” diyerek söz almış, “Kabul ettiniz mi ve bu ahdimi üstlendiniz mi?” dediğinde “Kabul ettik” cevabını vermişler; bunun üzerine “O halde şahit olunuz, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim” buyurmuştu."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾82﴿ Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾121﴿Kendilerine kitap verdiğimiz ve onu hakkını vererek okumakta olanlar var ya, işte kitaba iman edenler onlardır; ama her kim onu inkâr ederse işte asıl kaybedenler onlardır."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾110﴿Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da inanmış olsalardı elbette onlar için hayırlı olurdu; içlerinden inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾111﴿ Onlar size incitmekten başka zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa geri dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾112﴿Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmadıkça, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, onlara alçaklık damgası vurulmuş; Allah’ın gazabına uğramışlar ve aşağılanmaya mahkûm olmuşlardır. Bu, onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri yüzündendir. Bu (cüretleri de) onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾113﴿ Hepsi bir değildir: Ehl-i kitap’tan öyle bir topluluk var ki, geceleri ibadete durup Allah’ın âyetlerini okur, secdeye kapanırlar."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾114﴿Bunlar Allah’a ve âhiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten menederler ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar iyi kimselerdendir."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾115﴿Ne hayır yaparlarsa bilsinler ki karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kötülükten sakınanları bilir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾199﴿ Ehl-i kitap’tan öyleleri vardır ki hem Allah’a hem size indirilene hem de kendilerine indirilmiş olana inanırlar, Allah’a karşı saygı duyup Allah’ın âyetlerini az bir pahaya değişmezler. İşte onların rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah hesap görmekte çok çabuktur."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾2﴿ İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir."
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾3﴿(Onlar) gayba iman ederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden hayra harcarlar;"
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾4﴿Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler ve âhirete de onlar kesin olarak inanırlar."
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾5﴿ Rableri tarafından gösterilen doğru yol üzerinde olanlar ancak onlardır ve kurtuluşa erenler de yalnızca onlardır."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾21﴿ Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan rabbinize kulluk edin ki takvâya eresiniz."
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾22﴿Rabbiniz ki, sizin için yeri döşek, göğü bina kılmıştır; gökten su indirmiş, bununla sizin için rızık olarak çeşitli ürünler çıkarmıştır; artık siz de bile bile O’na eş ve ortaklar koşmayın."
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾23﴿Kulumuza indirdiğimiz kitaptan dolayı bir şüphe içinde iseniz onun benzeri bir sûre de siz getirin, Allah’tan başka taptıklarınızı da yardıma çağırın; eğer iddianızda samimi iseniz!"
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾24﴿Bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının; o, inkârcılar için hazırlanmıştır."
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾25﴿ İman eden ve iyi işler yapanlara, kendileri için zemininden ırmaklar akan cennetler bulunduğu müjdesini ver. Onlara cennetteki meyvelerden biri rızık olarak her sunulduğunda, “Bu daha önce de bize rızık olarak verilendir” derler. O kendilerine, benzer şekilde verilmiştir. Ayrıca orada kendileri için tertemiz eşler de vardır ve orada onlar sonsuza kadar kalıcıdırlar."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾148﴿ Herkesin yüzünü ona doğru çevirdiği bir yönü vardır. Öyleyse hayırlarda yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizin hepinizi bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
BakaraEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾211﴿ İsrâiloğulları’na sor: Onlara nice apaçık âyet verdik! Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse bilsin ki Allah cezalandırmada çok şiddetlidir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾3-4﴿O sana kitabı, gerçeğin ta kendisi ve öncekileri doğrulayıcı olarak indirmiştir; daha önce insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ve İncil’i indirmişti; furkanı da indirdi. Bilinmeli ki Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾199﴿ Ehl-i kitap’tan öyleleri vardır ki hem Allah’a hem size indirilene hem de kendilerine indirilmiş olana inanırlar, Allah’a karşı saygı duyup Allah’ın âyetlerini az bir pahaya değişmezler. İşte onların rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah hesap görmekte çok çabuktur."
Ali-İmranEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾200﴿Ey iman edenler! Sabredin, kararlılıkta yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
En'amEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾92﴿ Bu (Kur’an), Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
YûnusEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾93﴿ Andolsun biz İsrâiloğulları’nı seçkin bir yere yerleştirdik ve onları güzel nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar da ayrılığa düşmediler. Ayrılığa düştükleri konularda rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir."
YûnusEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾94﴿ Şayet sana indirdiklerimizden şüphen varsa, senden önce kitabı okuyanlara sor. Rabbinden sana gelen, gerçeğin ta kendisidir, sakın şüphelenenlerden olma!"
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
YûsufEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾111﴿ Andolsun onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir; fakat o, kendinden öncekiler için onay, her şey için detaylı açıklama, iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
Ra'd Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾36﴿ Kendilerine kitap verdiğimiz bazı kimseler sana indirilen vahiyden memnun olurlar. Fakat inanç gruplarından onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: “Bana, sadece Allah’a kulluk etmem ve O’na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O’nadır."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
NahlEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾64﴿ Sana kitabı, özellikle ayrılığa düştükleri konuda onları aydınlatman için ve inanan bir topluluğa rehber ve rahmet olsun diye indirdik."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
KehfEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾1-3﴿ Hamd Allah’a mahsustur. (O Allah ki, insanları) kendi tarafından gelecek çetin bir azap ile uyarmak, dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlerin, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfata (cennet) erişeceklerini müjdelemek için kuluna sağlam ve kusursuz kitabı indirmiş, onda hiçbir bozukluğa yer vermemiştir."
KehfEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾4﴿ (Bir de) “Allah evlât edindi” diyenleri uyarmak için…"
KehfEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾5﴿ Bu konuda ne onların ne de atalarının bir bilgisi var. Ağızlarından çıkan bu söz ne kadar çirkin! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar."
KehfEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾6﴿ Durum böyleyken bu son kitaba inanmazlarsa arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin!"
KehfEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾7﴿ Biz, kimlerin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi oranın süsü yaptık."
KehfEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾8﴿ Ve biz oradaki her şeyi mutlaka kupkuru bir toprak yapacağız."
Ehli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ
FâtırEhli Kitap - İsrailoğlu - Hristiyanlar'a Tebliğ﴾31﴿ Sana vahyettiğimiz kitap kendinden öncekileri doğrulayıcı bir hakikattir. Kuşkusuz Allah kullarından haberdardır, her şeyi görmektedir."